<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KALB-İ SELİM İLE ALLAH DİYELİM &#187; nefis</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetaliaktar.com/tag/nefis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetaliaktar.com</link>
	<description>ALLAH VAR... KEDER YOK...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 10:20:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Tasavvuf ve Kapıları</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/tasavvuf-ve-kapilari.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/tasavvuf-ve-kapilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2011 23:14:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kapı]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[mevlânâ]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci.]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=953</guid>
		<description><![CDATA[Tasavvuf ve Kapıları
 



Öğrencilerinden biri Mevlana´ya sormuş;&#8217;Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. 
Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız? &#8216;
&#8216;Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. 
Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.&#8217;
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat aşketmiş.
Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Courier New;"><span style="color: #0000ff;"><span style="font-size: x-large;">Tasavvuf ve Kapıları</span></span></span></span></h1>
<h1><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Courier New;"><span style="color: #0000ff;"><span style="font-size: x-large;"> </span></span></span></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Courier New;"><span style="color: #0000ff;"><span style="font-size: x-large;"><img style="max-width: 1000px; cursor: pointer;" title="Mevlana ' nın Anlamlı Sözleri ( Resimli )" onclick="window.open(this.src)" src="http://img110.imageshack.us/img110/2396/mevlana336ht.jpg" border="0" alt="Mevlana ' nın Anlamlı Sözleri ( Resimli )" width="504" height="391" /><br />
</span></span></span></span></h1>
<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Courier New;"><br />
<span style="font-size: small;"><strong>Öğrencilerinden biri Mevlana´ya sormuş;&#8217;Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. </strong></span></span></span></p>
<p><strong>Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız? &#8216;</strong></p>
<p><strong>&#8216;Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve </strong><strong>hepsi rahlelerine eğilmiş. </strong></p>
<p><strong>Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.&#8217;</strong></p>
<p><strong>Öğrenci gitmiş, <span style="color: #0000ff;">birincinin ensesine bir tokat aşketmiş.</span></strong></p>
<p><strong>Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir </strong><strong>tokatla mukabele etmiş. Mevlâna´nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama </strong><strong>hocasına itaat var.</strong></p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat aşketmiş</span>. O da derhal ayağa </strong><strong>kalkıp elini kaldırmış. </strong><strong>Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.</strong></p>
<p><strong>Öğrenci devam etmiş, <span style="color: #0000ff;">üçüncüye de bir tokat atmış. <span style="color: #0000ff;">Ü</span></span></strong><strong><span style="color: #0000ff;">çüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına </span>devam etmiş.</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına </span></strong><strong><span style="color: #ff0000;">devam etmiş.</span></strong></span></p>
<p><strong>Öğrenci Mevlâna´ya dönmüş, olanları anlatmış.</strong></p>
<p><strong>Mevlâna; &#8216;İşte sana istediğin örnekler&#8230;.</strong></p>
<p><strong>-<span style="color: #ff0000;"> Birinci</span><span style="color: #993366;">,<span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080;"> <span style="color: #0000ff;">şeriat</span></span></span><span style="color: #0000ff;"> </span></span>kapısını geçememiş biri idi.</strong></p>
<p><strong>Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color: #ff0000;">İkinci,</span> <span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;">tarikat</span> </span>kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.</strong></p>
<p><strong>&#8216;Sana kötülük yapana bile iyilik yap&#8217;.<br />
Onun için döndü, oturdu.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color: #ff0000;">Üçüncü,</span><span style="text-decoration: underline;"> <span style="color: #0000ff;">marifet</span></span> kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.</strong></p>
<p><strong>Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir<br />
dönüp baktı.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color: #ff0000;">Dördüncü,</span><span style="text-decoration: underline;"> <span style="color: #0000ff;">hakikat</span></span><span style="color: #0000ff;"> </span>kapısını da geçmiştir.</strong></p>
<p><strong>İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.</strong></p>
<p><strong>Onun için dönüp bakmadı bile&#8230;&#8217;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/tasavvuf-ve-kapilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RUH DÜNYAMIZIN TATMİNİ ÜZERİNE&#8230;</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/ruh-dunyamizin-tatmini-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/ruh-dunyamizin-tatmini-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Oct 2010 21:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm.]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan.]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=703</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
                                         RUH DÜNYAMIZIN TATMİNİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER.. 
 

 
 
Ruh veya can elbette ölümsüzdür. Bunun ispatı için uzağa gitmeye gerek yok. &#8220;Kendini bilen Rabbini bilir&#8221; sırrınca, insanın kendisine bakması, iç alemine yönelmesi (dikkat buyurun iç a l e m i n e,   kısmına değil) yeter diye düşünüyorum.
 
Gözlerimiz açıkken de kapatarak da iyi bir öz denetimle kendimizi kontrol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<h3> </h3>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, serif;"><span style="color: #f00;"><span style="font-size: medium;"><span style="text-decoration: underline;"> </span>                         <span style="font-size: large;">              <span style="text-decoration: underline;"> RUH DÜNYAMIZIN TATMİNİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER..</span> </span></span></span></span></h1>
<p><span style="font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, serif;"><span style="color: #f00;"><img id="il_fi" style="width: 446px; height: 447px;" src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:h_GEk4ApPv68tM:http://img.blogcu.com/uploads/talia_uchr_08_img0882.jpg&amp;t=1" alt="" width="194" height="259" /></span></span></p>
<div> </div>
<div> </div>
<div>Ruh veya can elbette ölümsüzdür. Bunun ispatı için uzağa gitmeye gerek yok. &#8220;Kendini bilen Rabbini bilir&#8221; sırrınca, insanın kendisine bakması, iç alemine yönelmesi (dikkat buyurun<strong> iç a l e m i n e,   kısmına </strong>değil) yeter diye düşünüyorum.</div>
<div> </div>
<div>Gözlerimiz açıkken de kapatarak da iyi bir öz denetimle kendimizi kontrol ettiğimizde, bir SONSUZLUK HİSSİ duymaktayız. Sınır yok, renk ve zaman yok&#8230; Müthiş bir olgu.. İşte bu  sınırlarını</div>
<div>yapısını, şeklini&#8230; Kavramaktan aciz olduğumuz şey RUH olsa gerektir. Esas olan temel yapı budur. Cenin (tüm varlıklarda) anne karnında bir süre maddi oluşumunu olgunlaştırıyor.. Ve BİR AN geliyor ki o minnacık et parçası harekete geçiyor. İşte o ölüyü harekete geçiren, değer ve anlam kazandıran bu ŞEY&#8217;e CAN/RUH diyoruz. o olmazsa ölü doğum oluyor ve anlamsız bir durum hasıl oluyor..</div>
<div> </div>
<div>İşte bedene ilk can verişinden itibaren baktığımızda dehşet verici hayretlere sevkeden RUH&#8217;un önemini ve görevini daha iyi anlarız diye düşünüyorum..</div>
<div> </div>
<div>Bu çerçevede;</div>
<div> </div>
<div>1-İnsanlarda ve bütün canlılarda ruh/can var. Hatta bitkilerde bile benzer durumlar sözkonusu.. Ancak &#8220;İnsan Ruhu&#8221;  Hayvan ruhu farklı yerlerde.. İnsana bahşedilen emsalsiz ve sınırsız (ama çok az bir bölümünü kullanabildiğimiz) kompitür (beyin-akıl) ondaki ruhu farklı ve anlamlı kılıyor. Hatta denilebilir ki, beyin biyolojik yapının; akıl ruhi yapının bir vasfı veya organı. Ama entegre..</div>
<div>Bu itibarla, varlıklar içinde yorum/muhakeme gücü olan tek varlık insandır. Bu da aklının gereğidir. Akıl ise ruhun bir yansıması veya ünitesidir. Akıl ve ruh iç içedir. Böyle olunca, sorumluluk alanı da ona göre olmaktadır.. Yani insanoğlu bu yapısından dolayı, bilhassa ruh yapısı itibariyle sorumludur. Ve beden kabuğunda olduğu sürece &#8220;ana cevher&#8221; olduğundan, beden/ruh entegresinden sorumludur. Bedenin duyduğu zevk ve acılar, ruhun yansımalarıdır.</div>
<div> </div>
<div>2-Ruh bedeni terkedince, bedenle irtibatı devam etmekte ve buyurduğunuz gibi daha serbest hareket edebilmektedir. Ancak bu serbestiyet, mutlu olduğu anlamına gelmez. Eğer Dünya gezegeninde var olduğu süre içinde VAHİY&#8217;e göre hareket etmeyi başarabilmişse, yine kendisiyle birlikte ama muhalif bulunan nefis ve şeytanın olumsuz yönlendirmelerine, dünya ağırlıklı, ahiretsiz bir yaşama evet demeyip bedenle birlikte  karşı koyabilmişse, bedenden ayrıldıktan sonra ve tekrar bedene dönüp hesap gününü bekleme safhasına kadar mutlu olacaktır. Hesabı da iyi verebilirse beden arkadaşıyla birlikte, sonsuz mutluluk, görülmedik nimetlere kavuşacaktır. Ahiret hayatı, yine bedenli ve ruhlu olacaktır</div>
<div>..</div>
<div>3-Diğer canlıların ruhları ise, muhakeme gücü olmadığından sorumlu da olmadıkları için kıymeti harbiyesi de yoktur insan ruhuna göre. Dolayısıyle onların ruhları da bedenleriyle sonlanır.. Onlara verilen görev insanlara hizmetle sınırlıdır. Ölümle tamamen bitmiştir.</div>
<div> </div>
<div>4- Madem öyle, RUHUMUZU fark etmelyiz, Bu esas cevherimizi korumak, beslemek, sıkıntıya sokmamak, mutlu etmek gerekir. Genellikle, bedeni etkisine alan NEFİS ve ŞEYTAN ikilisinden <strong>bedenimizi aklımızla uzak tutup</strong>, ruhu dingin-huzurlu kılmalıyız. İşte dünyada bunun adına HUZUR deniyor.. Huzur da HUZURDA OLMAKLA yakalanabiliyor. Her an Allah&#8217;la beraber olmak, O&#8217;nun  huzurunda olmaktır <strong>huzurda olmak</strong>..Allah&#8217;ı bir saniye, bir lahza unutmaya GAFLET diyor Ehlullah.. Gafil olmadan huzurda olmalıyız ki ruhumuz yani biz huzurlu olalım.  İnsanların huzur tarifi ve bununla ilgili eylemlerinin farklı oluşu sorun doğuruyor. Yani GERÇEK HUZUR nerede? Bunu iyi aramak ve bulmak lazım..<strong>İnsanların bedensel_tensel bazda arayıp buldukları, maddi ekonomik kazanımlar sonucu adına mutluluk neşe dedikleri şey gerçekten bahsadilen RUHUN HUZURU mudur?</strong> Bu tartışılmalıdır.</div>
<div>Bir diğer husus, kişilerin fizİk yapısı o kişi hakkında tam karar vermemiz için yeterli değildir elbette. Boy-Pos kafa yukarılarda gezen, fizik açıdan güzellik timsali, bey-bayan ile ilgili &#8220;iyi veya kötü&#8221; diye karar verebilmemiz için ruh yapılarını bilmek gerekir. Ruh ise davranışlara yansır. Öyleyse berbat görünümlü bir ferdin ruh dünyası çok çok zengin, renkli ve insana yakışır durumda OLABİLİR.. Ruhsuz(kötü ruhlu) ama yakışıklı veya güzeller güzeli bir kişi; tipsiz, hatta itici görünen ruhu güzel insanın yanında sıfır mesabesindedir. Çünkü insana GERÇEK DEĞERİNİ KAZANDIRAN RUHUDUR. Öyleyse toplumsal hayatta insanlara bakarken/değerlendirirken fiyakasına değil; ruhuna karakterine bakmak gerekir.</div>
<div> </div>
<div>5-RUHUN HUZURU&#8217;na  dolayısıyle insanın huzuruna gelince: Asırlar boyu, kimi ruhu inkar etmiş.. Etmeyenler de bu hususta kafa yormuşlar. Filozoflar, bilim adamları araştırmışlar ama geldikleri nokta buraya kadar.</div>
<div><strong>Ama en sağlıklı çalışmayı EHLULLAH yani ALLAH DOSTLARI yapmışlar</strong>.. Fizik ötesine geçmeyi başaranlar bu konularada &#8220;ruhu derin bir dinginliğe, huzura&#8221; kavuşturmayı başarmışlar. Anlat denildiğinde ise anlatamamışlardır.<strong> Zira bu durum Kâl işi değil; Hâl işidir. Anlatılmaz yaşanır</strong>.</div>
<div>Ehlullah;  &#8221;Ruh sağ memenin altında; Sır da sol memenin üstünde&#8221; derler. Bunu hemen biyolojik olarak ele almak büyük yanılgıdır. Belki bir sembol olarak kullanmaktatdırlar bu lafızları..</div>
<div>Ruh bedenden sağken de ayrılabiliyorsa, dönüp dolaşıp geliyorsa.. Bu nasıl bir olaydır? Rüya nedir, Nasıl olmaktadır, ruhla ilişkisi?</div>
<div>  Bunlar cevap bekleyen sorular olarak karşımızda durmaktadır.</div>
<div> </div>
<div style="text-align: center;"><img id="il_fi" src="http://hphotos-snc1.fbcdn.net/hs276.snc1/10328_143885154440_752849440_2296562_1736389_n.jpg" alt="" width="497" height="373" /></div>
<div> </div>
<div> </div>
<div> </div>
<div><strong>Evet sonuç olarak deriz ki;</strong></div>
<div> </div>
<div>Tasavvufi anlayışla İslamı yaşamadan,  Ruh huzura kavuşamaz. <strong>Rabbimize yaklaşmak ve daha dünyada kavuşmak çabasıdır tasavvuf. Resûl-i Kibriya A.S&#8217; a beslenen derin aşk-ı  muhabbetttir tasvvuf</strong>. Tabi prensipleri, ritüelleri vb. vardır. Ama esas budur.<strong> Ruhun gıdası da müzik değil Allah Ve Resûlullah sevdasıdır.</strong></div>
<div>Bu minval üzere giderken Allah sevdiği ve seçtiklerine daha dünyada bazı avantajlar, mükafatlar, olağanüstülükler vb. verebilir. <strong>Bunlara kısaca KERAMET denmektedir. Su üstünde yürümek, havada uçmak, tayyı mekanla ani şekilde uzak yerlere ruh ve vücutla gidebilmek; gaibden nimetler elde etmek, olacak işleri (Allah&#8217;ın bildirmesiyle) bilmek, kişinin düşüncelerini okuyabilmek, mazlumları kuvvetli ama şerli olanlardan korumak, hayvanları, vahşiler de dahil emir altına almak hatta onları çalıştırmak, hükmetmek&#8230;vb.. Nice Allah lutfu kerametler vardır.</strong>.. Bunları  salt bir CİN ALAMETİ diyerek hafife almak büyük  günahtır. Allah sevdiği ve layık olan kuluna iyilik bahşediyorsa, bunu insanı veya cinleri,melekleri, yine sevdiği başka kulları veya ruhlarını veya ağaçları, tabiatı..vb vesile ederek bahşedebilir.<strong> Zira Cinni de İnsi ve  melekleri de alemleri de yaratan O&#8217;dur. C.C.huu. Önü, sonu,  geçmişi,  geleceği, mekanı, ilminin sınırı, merhametinin ve rahmetinin, adaletinin ve azabının&#8230;..  Sınırı hududu yoktur..</strong></div>
<div><strong>RUH&#8217;u en iyi huzura kavuşturan Allah&#8217;ın velî kulları olmuştur ve vardır</strong>. Onların menkıbelerini, halüsilasyon, safsata, bilim dışı, çağ dışı ütopyalar; eski masallar,efsaneler..vb diye algılamak yanlışların en büyüğüdür. Böyle demek yerine bu konuda ciddi bir araştırma yapılmalıdır. Kulak kabartılmalı, AŞK&#8217;a dalmak denenmelidir. RUHUN İLACI AŞK&#8217;tır.</div>
<div>Bu yolla ruhlar ve insanlık birlikte kurtulur.</div>
<div>Deli danalar gibi sağa sola koşturup duran; nefsinin, şeytanın ve BİLİM&#8217;in eline iplerini vermiş insanoğlu kendine yazık ediyor. Ay&#8217;a gidiyor, füzyon deneyleri yapıyor, ses hızına ulaşıyor, ışık hızına ulaşmaya çalışıyor da şu insanoğlu,  Dünyaya niçin geldiğini, nasıl yaşaması gerektiğini bilemiyor.. Arıyor ama bulamıyor..</div>
<div> </div>
<div>Acı ama gerçek&#8230;</div>
<div> </div>
<div>İşte bu seviyedeki (seviyesizlkteki demeliyiz belki) insnoğlu, ancak İslam&#8217;ın hayat veren iklimine yelken açmakla kurtulabilir. Bununla da kalmayıp,  Allah dostlarının yoluna girerek, Aşk libasın giyerek İNSANLIĞINI BULABİLİR. Bu aynı zamanda RUH&#8217;un HUZURA kavuşması ve HUZURDA olduğu anlamına gelir&#8230;</div>
<div> </div>
<div>Bedenin cezasını da hazzını da çekecek olan RUHUMUZA zulüm etmemeli, Tasavvuf Terbiyesi&#8217;ni hayatımızın önemli ve ayrılmaz bir parçası yapmalıyız. Kur&#8217;an ve Sünnet yolunda Aşkla ve Tasavvufla yürüyebilme cesaretini ve akıllılığını SÖZ&#8217;den öte bir derinlikle yaşadığımız zaman RUH&#8217;la ilgili soru ve sorunlarımız çözülecektir.. DİYE<strong> YAZILI DÜŞÜNÜYORUM..</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>HER ŞEYİN EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR.. O NE GÜZEL VEKİLDİR..</strong></div>
<div><strong>KUSUR VE KÜSURLARIMIZDAN DOLAYI O&#8217;NUN SINIRSIZ RAHMET VE MERHAMETİNE SIĞINIRIZ.</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>SELAM SAYGI VE MUHABBETLE</strong>.</div>
<div> </div>
<div> </div>
<div><img id="il_fi" style="width: 541px; height: 275px;" src="http://ilahiask.files.wordpress.com/2008/08/1efc1145cec8171cd6d240597756d9d9.jpg" alt="" width="350" height="275" /></div>
<div> </div>
<div> </div>
<div>.www.mehmetaliaktar.blogcu.com  <a href="http://www.mehemtaliaktar.com/">www.mehemtaliaktar.com</a></div>
<p> </p>
<p><!-- EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu kodu başlangıcı --> </p>
<p><!-- EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu kodu sonu --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/ruh-dunyamizin-tatmini-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CUMA DÜŞÜNCELERİ_ AVARE GÖNÜL..</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/cuma-dusunceleri_-avare-gonul.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/cuma-dusunceleri_-avare-gonul.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 13:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[kalp.]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
                Dinle ey nefsim..!
                Dinle ey avare gönül..!
              Göğüs kafesinin biraz solunda gece gündüz; uykuda uyanıklıkta; seferde hazarda; sevinçte tasada.. Bir çağlayan misali akıp duran, hep canlı ve çalışan.. Canevimiz.. Can merkezimiz..Kan merkezimiz.. Bu yumruğun kadar et parçasının marifetlerini anlama çabasının neresindesin?
              Bu çırpınıp duran, her çırpınışında Al-Lah diyen bu can merkezini, sahiden dinleme ayıklığını gösterebildin mi?
                                                               Allahumme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <img src="http://islamcokguzel.files.wordpress.com/2007/10/semazen.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">                <span style="color: #ff0000;">Dinle ey nefsim..!</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                Dinle ey avare gönül..!</span></p>
<p style="text-align: center;">              Göğüs kafesinin biraz solunda gece gündüz; uykuda uyanıklıkta; seferde hazarda; sevinçte tasada.. Bir çağlayan misali akıp duran, hep canlı ve çalışan.. Canevimiz.. Can merkezimiz..Kan merkezimiz.. Bu yumruğun kadar et parçasının marifetlerini anlama çabasının neresindesin?</p>
<p style="text-align: center;">              Bu çırpınıp duran, her çırpınışında Al-Lah diyen bu can merkezini, sahiden dinleme ayıklığını gösterebildin mi?</p>
<p style="text-align: center;">                                                               <span style="color: #339966;">Allahumme salli alâ Muhammed..!</span></p>
<p style="text-align: center;">               Düşünce manyetiği ve yüksek ruh enerjisi ile, can merkezin nasıl irtibatlı, nasıl huzura katlı.. Dinle bir kendini..  Kulak ver KALP denen bu mucizeye.. Nasıl çarpıyor..Nasıl çırpınıyor&#8230;? Kim için canhıraş bir gayretle çırpınıyor?..</p>
<p style="text-align: center;">     </p>
<p style="text-align: center;">                &#8220;Kendini bilen Rabbini bilir.&#8221; Diyen Hz. Ali(R.A), alemlerin yaratıcısı, sınırsız güç, Yüce Mevla&#8217;ya giden yolda, &#8220; kendinden başla&#8221;  derken ne muazzam bir tespitte bulunuyor.</p>
<p style="text-align: center;">                                                     <span style="color: #ff6600;">           Estağfirullah..El Azim..El Keriim&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;">                  Günümüz dünyasının ve Türkiye&#8217;sinin muhtaç olduğu &#8220;huzur&#8221; &#8220;dinginlik&#8221; ve &#8220;doymuşluk &#8221; İslamın batıni açıdan yorumlanmasıyla mümkün olsa gerek.. Bilinir ki insanoğlunun iç alemi, dış alemden daha derin, daha büyük, daha renkli&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                 Dünya cilveleri, dertleri, kederler; saltanat ve kâşâneleri kişiyi bunaltacak kadar önemli ve büyük hale gelmişse, bunalımların kucağından ancak AŞK &#8216;LA sıyrılmak mümkün olabilir. Bu hâl renksiz, vasat, küçük dış alemden iç aleme yönelme başarısı,  daralan yolların açılması, kasvetli gönüllerin aydınlanması demektir&#8230;<img src="http://3.bp.blogspot.com/_LvpxQbTPAkw/Shp0xPT6mpI/AAAAAAAAACQ/oLY0Wo422j0/s320/Allah-Muhammed%5B1%5D.jpg1.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;">                                                              <span style="color: #0000ff;">Dinle neyden kim hikayet etmede,</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;">                                                             Ayrılıklardan şikayet etmede.. (Hz. Mevlânâ)</span></p>
<p style="text-align: center;">                     Canı ayrılık kıskacından kurtarıp Canan&#8217;a ulaştırmak gayreti içinde olmadıkça, hayat denen kısacık zaman dilimi, upuzun bır ızdıraba dönüşür.. </p>
<p style="text-align: center;">                     Evet dünya insanlığının ve insanımızın pek çok gailelerle meşgul olduğu; ciddi ve derin problemlerle boğuştuğu bu zamanda en önemli mutluluk anahtarı TASAVVUF TERBİYESİ&#8217;dir. Bu satırların yazarının, bu konuda söz  beyanının haddine olmadığının bilincinde olarak, cahilce de olsa bu hususu belirtme gereği duyulmuştur. Bu da O&#8217;ndan.. Herşey O&#8217;ndan, O&#8217;nunla ve O&#8217;na göre ise bu da O&#8217;ndan.. Belki yazarın emekleme, ilgilenme çağları.. Kim bilir?</p>
<p style="text-align: center;">                   İstanbul malum, iki koldan fethedilmiştir. Akşemseddin Hazretleri çadırında öteler ötesinde, batın cephesinde gözyaşlarını sel ederken; beri tarafta Fatih Mehmet Han, atını denize sürmekte, balistik hesaplarını bizzat kendisinin yapıp döktürdüğü toplarla Bizans surlarını dövmektedir.</p>
<p style="text-align: center;">                   Şu halde gelişme ve kalkınma için, ilerlemek ve güçlü olmak için, FATİH  de lazımdır, ALŞEMSDDİN de&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                   Akşemsettin Hazretleri, olayın AŞK boyutundadır. Fatih ise olayın icra boyutundadır. Biri diğerini tamalamaktadır. Fatih&#8217;i,  hocası Akşemsettin ve devrin büyük Velisi Şeyh VEFA Hazretleri kendi boyutunda bırakmış, &#8220;boyut değiştirmesine&#8221; müsade etmemişlerdir. Zira hayat iki boyut üzerinden ilerlemek zorundadır.</p>
<p style="text-align: center;">                   Tasavvufu, uyuşturan, Hin tve Yunan felsefesi esintilerinin İslama bulaşması olarak yorumlayanlar;  Selçuklu ve Osmanlı&#8217;nın çöküş sürecini hızlandıran önemli amil olarak görenler ikinci boyutun ham ve hantal beyinleridir. Dahası birinci boyutu  (AŞK) hayal bile edemeyenlerdir.</p>
<p style="text-align: center;">                   Tasavvufun mertebeleri, kuralları, nefis terbiyesi.. Mürşid, Şeyh.. Mürid.. Kendi başına bir mektep ve eğitim metodolojisi ortaya koyar.. Herkesin birinci boyutta veya ikinci boyutta seyretmesi sonuca varmayı mümkün kılmaz. İki boyutlu ilerleme zorunluluğu var. Tıpkı büyük Fetih&#8217;te olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: center;">                    Ancak, insanın yaratılışı, ilahi cilve olarak, iki boyuta da meyillidir. Fert kendinde hangi boyut ağır basıyorsa bunu bilmeli ve o yönde ilerlemelidir. AŞK boyutu ağır basanlar aşk&#8217;a, İcra boyutu ağır basanlar İcra&#8217;ya yönelmelidir. Her iki yönden de yürürken, hareket zemini elbette Rızay-i Bâri&#8217;dir.</p>
<p style="text-align: center;">                   Herkes Fatih.. Herkes Akşamseddin olmaya kalkarsa..  Yani, toplum sadece Fatih&#8217;lerden veya Akşemseddin&#8217;lerden oluşacak olsa..Tek yanlı bir durum dengesiz olacağından zorluklar  çıkar.. Oysa İslam&#8217;ın, Hz.Peygamber(s.a.v)&#8217;in tavsiyeleri &#8221;DENGE, itidal, ortayol &#8221; üzeredir. Tasavvufu ifrat vb. gibi değerlendirmeler yarine, denge olarak ele almak daha isabetli olsa gerektir.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://img2.blogcu.com/images/e/s/v/esvet/huzurluaile_gercegibilmek1_nisan07.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">                    Burada Büyüklerin sözleriyle yazımızı sonlandıralım&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                   &#8220;<span style="color: #ff0000;">İlmi ile amel etmeyen alim, başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir..&#8221;  Gazâli</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                   &#8221;Büyük bir adam olmak, &#8220;iyi bir adam olmaktan&#8221; kolaydır..&#8221;  Abdulkadir Geylâni</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                  &#8220;Maddi hayata meyledenler için hayat,deniz suyu içmeye benzer;  içtikçe susarlar, susadıkça içerler&#8230;&#8221;Muhiddin Arâbi</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                  &#8220;Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?   Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?&#8221; Mevlana Celaleddin Rumi</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                  &#8221;Bizim yolumuz irfan yoludur. İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır..&#8221;Hacı Bektaş Veli.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                 &#8220;Ölmek felaket değildir, öldükten sonra başa gelecekleri bilmemek felakettir..&#8221; İmam Rabbani</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                &#8220;Herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyattan kördür..&#8221;  Bediüzzaman</span></p>
<p style="text-align: center;">                                                       La İlahe İllallah Muhammedün Resûlullah</p>
<p style="text-align: center;">                 Ey ham ve avare  gönül.. Boyundan büyük laflar edersin..</p>
<p style="text-align: center;">                 Nice ola senin halin bunca hata, kusur ve isyan ile..?</p>
<p style="text-align: center;">                 Kim tuta senin elinden, çetin hesap günü?</p>
<p style="text-align: center;">                 Ey yalnızların yaranı, kimsesizlerin kimsesizi, asilerin lütufkarı, günahkarların affedicisi, alemlerin sahibi-yaratıcısı, sonsuzlar sonsuzu, evveller evveli, güzeller güzeli&#8230; Rahman ve Rahim sıfatına titryerek sığanıyorum.</p>
<p style="text-align: center;">               Riya ve günah kırıntılarını görmeyiver..Affediver.. Sen affediçisin, affı seversin..Bizleri de affeyle ya Raab.! Cümle ümmeti ve insanlığı Aasaan eyle Ya Raab!</p>
<p style="text-align: center;">               Daima huzurda olmak dileğiyle hoşçakalın efendim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/cuma-dusunceleri_-avare-gonul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

