<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Ali Aktar&#039;ın Kişisel Blogu &#187; aşk</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetaliaktar.com/tag/ask/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetaliaktar.com</link>
	<description>Kuvvetsiz Adalet aciz ; Adaletsiz Kuvvet Zalim Olur</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 10:44:17 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>EY GÜZELLER GÜZELİ SEVGİLİ GEL..</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/ey-guzeller-guzeli-sevgili-gel.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/ey-guzeller-guzeli-sevgili-gel.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 21:53:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[ 



Fethullah Gülen    


16.04.2010  


   Biz hemen hepimiz, körkütük yaşadığımız şu âlemde Rabb&#8217;imiz&#8217;i Efendimiz&#8217;le (sallallahu aleyhi ve sellem) tanıdık. Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O&#8217;nun basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü senâ düşüncesini O&#8217;ndan öğrendik. O&#8217;nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mâbud münasebetlerini, Yaratan&#8217;ın ululuğuna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<table style="text-align: center;" border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="70%" align="left" valign="top"><a href="http://tr.fgulen.com"><span style="color: #800080;"><img id="logo" src="http://tr.fgulen.com/templates/fgulen_turkish/images/blank.gif" border="0" alt="" /><span style="color: #800080;"><span style="font-size: large;"><strong>Fethullah Gülen</strong>  </span></span></span></a><span style="color: #800080;"> </span><a href="http://tr.fgulen.com"><span style="color: #800080;"><img id="logo" src="http://tr.fgulen.com/templates/fgulen_turkish/images/blank.gif" border="0" alt="" /></span></a><span style="color: #800080;"><img src="http://www.turkcebilgi.com/images/imgk/fgulen.jpg" alt="" width="214" height="262" /></span><span style="color: #800080;"> </span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #800080;">16.04.2010</span><span style="color: #800080;"> </span></span><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;"> </span></span></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: left;" colspan="2" valign="top"><!--IMAGE images/stories/tr/tr.fgulen.com-ey-guzeller-guzeli-sevgili-gel.jpg IMAGE--><span style="font-size: medium;"><span style="color: #800080;">   Biz hemen hepimiz, körkütük yaşadığımız şu âlemde Rabb&#8217;imiz&#8217;i Efendimiz&#8217;le (sallallahu aleyhi ve sellem) tanıdık. Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O&#8217;nun basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü senâ düşüncesini O&#8217;ndan öğrendik. O&#8217;nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mâbud münasebetlerini, Yaratan&#8217;ın ululuğuna ve bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.</span><span style="color: #800080;">Dünya insanlığının gözleri O&#8217;nun ışığına uyanacağı âna kadar hissiyat kapkaranlık, düşünceler tutarsız, gönüller de yalnızlıkla iki büklümdü. Ne kedersiz bir sevinç bilinebiliyor, ne de elemsiz lezzetten haber vardı. Ötelerden bir damla rahmet düşmüyor ve gönül yamaçları da baharı ve yeşili bilemiyordu. O&#8217;nun teşrifiyle her yeri kasıp kavuran kuraklığın büyüsü bozuldu; göklerin gözü yaşlarla doldu ve gönüller Cennet yamaçlarının rengini aldı. Derken rahmetsizlikten şak şak olmuş bütün sinelerin ızdırabı dindi.. ve nice bin seneden beri ölümün pençesinde kıvranan ruhlara hayat çeşmesinin ufku göründü.</span><span style="color: #800080;">O, bu köhne dünyaya şeref vereceği âna dek yalan-doğru iç içe, günah-sevap yol arkadaşı, fazilet mefhumu silik bir kavram, rezalet hevâ ve heves pazarlarının en mergûb metâıydı. Alınlarında isyan damgası, ruhlarında hezeyan bütün insanlık asıl hedeflerine ters hayat sergüzeştleriyle, her görüldükleri yerde sinelere ürperti salıyor.. hemen herkes bu vahşethâne-i belâda birbirini endişe ile süzüyor.. hak ayaklar altında pâyimâl, kuvvet bütün azgınlığıyla her şeye hakim.. dişli olmak âdeta bir imtiyaz; sözü sadece pençesi güçlü olanlar söylüyor.. hayvanî ölçüler içinde boğuşma insanların her günkü tabiî hâli.. birbirini yemek mârifet, kaba kuvveti iradenin hakkı saymak takdirlik iş.. hak düşüncesi Kafdağı&#8217;nın arkasında, adaletsizlik zayıfın, güçsüzün korkulu rüyası.. ismet, iffet, hakka hürmet mülâhazaları en sefil günlerini yaşamakta ve günümüzdekinden de beter.. ne kalbe rağbet ediliyordu ne akla itibar; hakaret görüyordu salim düşünce ve dinî duygular.. vicdan, zihnin bir yanına sıkışmış yitik mefhumlu bir ucûbe.. ruh, biyolojik hayatın birkaç kademe altında sürüm sürüm bir mağdur. Hırsızlık râyiç, harâmîlik yiğitlik, yağma-talan şecaat emaresi.. düşünceler sefil, duygular vahşi, yürekler merhametsiz ve ufuklar da zifte boyanmış gibi simsiyah olduğu bir dönemde her şeye yeten muhteşem bir kalb enginliğiyle O geldi; O geldi ve bir hamlede dünyanın çehresindeki yıllanmış küfleri temizledi.. ufuklardaki isi-pası sildi.. gönülleri ışık ümidiyle şahlandırdı.. şafakların çehresinde hemen herkesi bir yeni günü temâşâya çağırdı.. gözlerdeki perdeyi kaldırdı ve ruhlara o güne kadar görmedikleri farklı şeyleri müşahede etme zevkini duyurdu.. aklın nabzını kalbin ritmine bağladı.. sinelerdeki değişik hezeyanları kalbî ve rûhî heyecanlara çevirdi.</span></span><span style="color: #000080;"><span style="font-size: medium;">Sen Geldin, Zulmün Sesi Kesildi</span></span><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">O geldi ve bütün yaslı çehrelerdeki kederlerin yerini en içten tebessümler aldı.. O geldi, zulmün sesi kesildi.. mazlûmun âhı dindi.. ve sinelerde adalet duygusu dirildi.. O geldi kaba kuvvete &#8220;Dur!&#8221; deyiverdi. Mütecavizlerin haddini bildirdi ve hakkın dilindeki zincirleri çözdü.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Bunca fezâyi ve fecâyie rağmen bugün hâlâ bir kısım mükemmelliklerden söz edebiliyorsak; bunu, O&#8217;nun bize sunduğu evrensel değerler külliyâtı o muhteşem semâvî kâmusa borçlu bulunuyoruz. Gönüllerimizde iyiyi, güzeli, insanî olanı arama hissi, O&#8217;nun içimize saldığı sonsuz televvünlü ziyâdandır. Ruhlarımızda duyduğumuz ebedî saadet arzusu O&#8217;nun sinelerimizde tutuşturduğu nurdandır, imandandır.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">O&#8217;nu tanıyınca hepimiz ve her şey değişti; biz ebed için yaratıldığımızı, ebede meb&#8217;ûs olduğumuzu anladık; anladık ve vîrâne gönüllerimiz birden, İrem Bağlarına dönüşüverdi; çevremiz de Firdevs renklerine büründü. Talihimizin aydınlığında O&#8217;na katılıp O&#8217;nun leşkeri içinde yerimizi alınca önümüzü kesen bütün gulyabânî ağları bir bir yırtıldı.. kurtlar, çakallar kuyruklarını kısıp inlerine sığındı.. çıyanlar töre değiştirip güvercinlerle arkadaş oldu.. ve şeytânî ocaklar bir bir söndü; şeytanlar da gidip otağlarını ümitsizlik vadilerine kurdu.. derken her yerde burcu burcu ruh ve mânâ râyihaları duyulmaya başladı.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Ey ışığıyla karanlık dünyalarımızı aydınlatan Nur, ey o enfes râyihasıyla cihanları ıtriyat çarşısına çeviren Gül, gönül mağriplerimizde o vakitsiz gurûbun, ümit sabahlarımızı kapkaranlık bir hicran gecesine çevirdi. Göz gözü görmez oldu ve yollar bütünüyle birbirine karıştı. Gün geldi, akıl, Sen&#8217;in yolundan çıkıp başka vadilere saptı.. düşünce bütün bütün Sana karşı kapandı ve her taraf yıllardan beri pusuda bekleyen o kapkaranlık hilkat garibeleri ile doldu. Adın sinelerimizden kazınmak ve nâmın yeni nesillere unutturulmak istendi. Bu meş&#8217;um gayretlerle beraber şu köhne dünyamız uğursuzluk ağına takıldı ve ümmetin kaderi kamburlaşıp iki büklüm oldu. Durduğumuz yerde duramadık, olmamız gerektiği gibi olamadık ve ulaşma iddiasında bulunduğumuz yere de ulaşamadık.. mânâ köklerimizden koptuk.. maddeyi ve dünyayı doğru okuyamadık.. kendimizi bir korkunç hazanın solduran, öldüren ikliminde sararıp solmaya saldık.. herkes kendi düşünce dünyasının ufkuna koşarken bizler ürperten bir yok oluş içinde olduğumuz yerde kalakaldık.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Getirdiğin o muhteşem mânânın üzerine simsiyah bir gölge düştü.. Sen&#8217;inle gönüllerimiz arasında korkunç bir gaflet, cehalet, basiretsizlik haylûleti var; yaşanan bu küsûf ortamında gelecek adına bir şey söylemek şöyle dursun çevremizi bile tam görüp değerlendiremiyoruz. Sen&#8217;in ışığının ulaşmadığı ruhların &#8220;ba&#8217;sü ba&#8217;del mevt&#8221;i mümkün mü bilemeyeceğim. Aslında ziyâsını, rengini, desenini Sen&#8217;den almayan yığınlar nasıl dirilebilir ki?..</span></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="font-size: medium;">Gel, Gönüllerimizdeki Karanlıkları Kov</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Biz hepimiz, bir talihsiz dönemde gönül yamaçlarımızda ruhunun gurûbunu acı acı seyrettik ve gidip karanlıklara gömüldük. Bu ürperten gurûb karşısında hiçbir şey yapamadık ve tam bir âcizlik örneği sergileyerek hep sustuk.. ve sustu buna karşı kendi alanında bütün İlâhî lütuflar, ihsanlar, huzurlar, saadetler ve gül devrine ait en tatlı neşideler. Mübarek sima ve sîretine hasret gittiğimiz bu günlerde, kaderimize hicran, bize de suskunluk düştü. Simsiyah yokluklar yaşadığımız bu meş&#8217;um dönemde gökler bize hiç yüz vermedi, yıldızlar yüzümüze hiç gülmedi.. ay-güneş Sen&#8217;in üzerine doğduğu renkte hiç mi hiç görünmedi.. biz çevremizde hep karanlıklar gördük ve gece mahlûklarının homurtularıyla ürperdik. Sen artık aramızda yoktun ve her yanda yılanların-çıyanların ıslıkları duyuluyor, her taraf yarasaların şehrayinleriyle inliyordu.. Sen küsmüş müydün/küser miydin onu bilemem; bildiğim bir şey varsa, o da, Sen&#8217;i kırmış olmamız ihtimalidir -ihtimal sözde bir iyimserlik ifadesi- ..ama eğer lütfedip gönüllerimize teveccüh buyurmazsan bu defa biz kırılıp paramparça olacağız.. ve şayet gelip dünyamızın çehresindeki isi-pası silmezsen bu sakil hava ile bir daha dirilmemek üzere boğulacağız&#8230;</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Ey güzeller güzeli Sevgili gel, bir kere daha yeniden misafirimiz ol.. tahtını sinelerimize kur ve bize buyurabildiğin her şeyi buyur. Gel, gönüllerimizdeki karanlıkları kov, bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur ve bize yeniden diriliş yollarını göster. Gel, her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri ışığınla dağıt ve herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver. Gel, her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çöz; sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coştur; gel, ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluştur ve bizi kendi içimizdeki kopukluklardan kurtar.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Sen gidince kimilerimiz akla takılıp düz yollarda yolsuzluk yaşamaya başladık.. kimilerimiz de kendimizi bir kısım gönül hülyalarına saldık, vehimlerimizle oyalandık.. ne aklın dilini anlayabildik ne de kalbî ve rûhî hayatın derinliklerine dalabildik.. aklı ihmal edip dünyanın kanına girdik, kalbe bütün bütün tavır alıp kendi derinliklerimizi görmezlikten geldik. Ey karanlık gecelerimizin ayı-güneşi, ey yolda kalmışların biricik rehberi, Sen bizler gibi sadece bir kere doğmadın/doğmazsın; zamanın her parçası Sen&#8217;in için bir tulû vakti, gönüllerimiz de mütevazı matlaın.. perişaniyetimiz sana bir çağrı, sinelerimiz Seniyye-i Vedâ.. ne olur artık ağlayan gönüllerimize acı da gel; doğ canlarımıza Yaratan aşkına, bizi yalnız bırakma; yalnız bırakıp ruhlarımızı Sen&#8217;sizlik ateşine yakma.. ne ilm u irfanımız var, ne hayr u tâate mecâlimiz; bugüne kadar aşındırmadık eşik ve çalmadık kapı bırakmadık; gönül bağlayıp arkalarından koştuklarımız her zaman bizi aldattı, sonra da yol ortasında bırakıp gitti. Ne yürümeye takatimiz kaldı ne bulunduğumuz yerde ikamete dermanımız. Bağban sen isen -öyle olduğunda şüphemiz yok- bağ niye sahipsiz kalsın -sana böyle bir çağrıda bulunmak da ayrı bir saygısızlık-. Merkezi tutmak Sen&#8217;in hakkın ise o makam adına söz söylemek kimin haddine&#8230;</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Me<span style="color: #000080;">sajın Nûr, Düşüncen Nûr, Ufkun Nûr&#8230;</span></span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Ey şefkati, adaletini aşkın Gönüller Sultanı, Sen&#8217;i unuttuğumuzun, Sana saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız; ama Sen, şimdiye kadar bundan daha acılarını da gördün; incinsen de küsmedin, vefasızlık görsen de alâkanı kesmedin. Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardın. Sen&#8217;i bilmemelerini mazeret sayarak, lânet ve bedduada bulunmadın, lânet ve bedduaya &#8220;âmin&#8221; de demedin. Sineni, Ebû Cehil&#8217;leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiğin kadar açtın ve her sözünü, her davranışını Hakk&#8217;ın rahmetinin enginliğine bağladın. Beklediklerimiz hakkımız olmasa da, bütün bu yaptıklarının karakterinin gereği olduğunda şüphemiz yok.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Ey dost, kaç bahar gelip geçti biz hep hazandayız ama, düşe-kalka olsa da hep izindeyiz. Gel bizi bir kere daha sevindir. Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla nâmını âleme tam duyuracak demdeyiz. Dünya Sen&#8217;in dünyan -müsaade buyurursan dünyamız da diyeceğim- bu dünya ışığa hasret gidiyor. Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle, yolların hakkını veremesek de hep yollardayız. Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız sevgili Sen&#8217;sin; gel son kez içimize doğ ki gönüllerimiz ışıkla dolsun ve ufuklarımızı saran şu upuzun geceler savulup gitsin; yerlerini gündüzlere bıraksın&#8230;</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Gözlerimiz tulûunun emarelerini görmese de, tadın, lezzetin, kokun daha şimdiden hemen hepimizi mest etti. Gel bizi yeniden arkana al ki, ışığın ruhlarımıza vursun.. Sen &#8220;Sâyesi yere düşmez bir nahl-i Tûr&#8217;sun / Mihr-i âlemgîrsîn baştan ayağa nûrsun.&#8221; (Itrî). Mesajın nur, düşüncen nur, ufkun nur, her yanınla pürnursun; aç yüzünden nikâbını cihanlar nurla dolsun ve her yanda nâmın duyulsun.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ff6600;">Ey yüce dost, söylenen sözler bir naat değil, sevgili kapısında mırıldanan serenat da değil; özü hasret, ruhu hicran kapı kuluna ait ritimsiz bir feryattır, bir feryâd-ı mutâddır</span>.</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Özetle</span></span></p>
<ul><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">O geldi ve bütün yaslı çehrelerdeki kederlerin yerini en içten tebessümler aldı.. O geldi, zulmün sesi kesildi.. mazlûmun âhı dindi.. ve sinelerde adalet duygusu dirildi.. O geldi kaba kuvvete &#8220;Dur!&#8221; deyiverdi. Gel, bir kere daha yeniden misafirimiz ol.. tahtını sinelerimize kur ve bize buyurabildiğin her şeyi buyur. Gel, gönüllerimizdeki karanlıkları kov, bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur ve bize yeniden diriliş yollarını göster. Ey dost, kaç bahar gelip geçti biz hep hazandayız ama düşe-kalka olsa da hep izindeyiz. Gel bizi bir kere daha sevindir. Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla nâmını âleme tam duyuracak demdeyiz. </span></span></ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: medium;">Haftanın Duası</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ff0000;">Merhameti sonsuz biricik Rabbimiz! Sıkıntılarımızı izale buyur ve bizi içinde bulunduğumuz gamdan, kederden kurtar.. en yakın bir zamanda biz aciz kularına nezdinden bir ferec ve mahrec (çıkış yolu ve ferahlık) nasip eyle.. bu mücrim bendelerini nefislerimizin, insî ve cinnî şeytanların ilkâ etmeye çalıştıkları vesveselerden, şehvet ateşinden, gaflet zilletinden uzak tut.. rahmetinle muamele buyur da, bizi günahlardan koruyacak elbiselerle donat.. kulaklarımıza ve gözlerimize de hakkı görmeyi ve hakikati duymayı müyesser kıl.</span> </span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">Sözün Özü</span></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;">O yeryüzüne ayak basmadan önce her tarafta ziyâ-zulmet iç içe, çirkin-güzel yan yana, gül dikene takılı, şeker kamışta saklı, arz semâya inat kapkaranlık, semâ ürperten korkunç bir boşluk, metafizik fiziğin dar mülâhazalarına bağlı, mânâ maddenin arkasında renksiz ve silik, ruh içi boş kuru bir unvan, gönül de cesedin gölgesindeydi. O&#8217;nun basiretlerimize çaldığı ziyâ ile, bütün eski dünya ve eski düşünceler bir bir yıkıldı.. zulmetler ışık karşısında bozgunlar yaşamaya başladı.. ve bir kere daha zimam, ruh ve mânânın eline geçti.</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/ey-guzeller-guzeli-sevgili-gel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÖZLER YAŞARMADIKÇA, GÖNÜLLERE BAHAR GELMEZ.</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/gozler-yasarmadikca-gonullere-bahar-gelmez.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/gozler-yasarmadikca-gonullere-bahar-gelmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 22:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=477</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a id="myphotolink" href="http://www.mehmetaliaktar.com/photo.php?pid=145744&amp;id=109128555783754"><img id="myphoto" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash1/hs499.ash1/27260_112321592131117_109128555783754_152673_3644708_n.jpg" alt="" width="542" height="518" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/gozler-yasarmadikca-gonullere-bahar-gelmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CUMA DÜŞÜNCELERİ_ AVARE GÖNÜL..</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/cuma-dusunceleri_-avare-gonul.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/cuma-dusunceleri_-avare-gonul.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 13:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[kalp.]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
                Dinle ey nefsim..!
                Dinle ey avare gönül..!
              Göğüs kafesinin biraz solunda gece gündüz; uykuda uyanıklıkta; seferde hazarda; sevinçte tasada.. Bir çağlayan misali akıp duran, hep canlı ve çalışan.. Canevimiz.. Can merkezimiz..Kan merkezimiz.. Bu yumruğun kadar et parçasının marifetlerini anlama çabasının neresindesin?
              Bu çırpınıp duran, her çırpınışında Al-Lah diyen bu can merkezini, sahiden dinleme ayıklığını gösterebildin mi?
                                                               Allahumme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <img src="http://islamcokguzel.files.wordpress.com/2007/10/semazen.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">                <span style="color: #ff0000;">Dinle ey nefsim..!</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                Dinle ey avare gönül..!</span></p>
<p style="text-align: center;">              Göğüs kafesinin biraz solunda gece gündüz; uykuda uyanıklıkta; seferde hazarda; sevinçte tasada.. Bir çağlayan misali akıp duran, hep canlı ve çalışan.. Canevimiz.. Can merkezimiz..Kan merkezimiz.. Bu yumruğun kadar et parçasının marifetlerini anlama çabasının neresindesin?</p>
<p style="text-align: center;">              Bu çırpınıp duran, her çırpınışında Al-Lah diyen bu can merkezini, sahiden dinleme ayıklığını gösterebildin mi?</p>
<p style="text-align: center;">                                                               <span style="color: #339966;">Allahumme salli alâ Muhammed..!</span></p>
<p style="text-align: center;">               Düşünce manyetiği ve yüksek ruh enerjisi ile, can merkezin nasıl irtibatlı, nasıl huzura katlı.. Dinle bir kendini..  Kulak ver KALP denen bu mucizeye.. Nasıl çarpıyor..Nasıl çırpınıyor&#8230;? Kim için canhıraş bir gayretle çırpınıyor?..</p>
<p style="text-align: center;">     </p>
<p style="text-align: center;">                &#8220;Kendini bilen Rabbini bilir.&#8221; Diyen Hz. Ali(R.A), alemlerin yaratıcısı, sınırsız güç, Yüce Mevla&#8217;ya giden yolda, &#8220; kendinden başla&#8221;  derken ne muazzam bir tespitte bulunuyor.</p>
<p style="text-align: center;">                                                     <span style="color: #ff6600;">           Estağfirullah..El Azim..El Keriim&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;">                  Günümüz dünyasının ve Türkiye&#8217;sinin muhtaç olduğu &#8220;huzur&#8221; &#8220;dinginlik&#8221; ve &#8220;doymuşluk &#8221; İslamın batıni açıdan yorumlanmasıyla mümkün olsa gerek.. Bilinir ki insanoğlunun iç alemi, dış alemden daha derin, daha büyük, daha renkli&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                 Dünya cilveleri, dertleri, kederler; saltanat ve kâşâneleri kişiyi bunaltacak kadar önemli ve büyük hale gelmişse, bunalımların kucağından ancak AŞK &#8216;LA sıyrılmak mümkün olabilir. Bu hâl renksiz, vasat, küçük dış alemden iç aleme yönelme başarısı,  daralan yolların açılması, kasvetli gönüllerin aydınlanması demektir&#8230;<img src="http://3.bp.blogspot.com/_LvpxQbTPAkw/Shp0xPT6mpI/AAAAAAAAACQ/oLY0Wo422j0/s320/Allah-Muhammed%5B1%5D.jpg1.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;">                                                              <span style="color: #0000ff;">Dinle neyden kim hikayet etmede,</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;">                                                             Ayrılıklardan şikayet etmede.. (Hz. Mevlânâ)</span></p>
<p style="text-align: center;">                     Canı ayrılık kıskacından kurtarıp Canan&#8217;a ulaştırmak gayreti içinde olmadıkça, hayat denen kısacık zaman dilimi, upuzun bır ızdıraba dönüşür.. </p>
<p style="text-align: center;">                     Evet dünya insanlığının ve insanımızın pek çok gailelerle meşgul olduğu; ciddi ve derin problemlerle boğuştuğu bu zamanda en önemli mutluluk anahtarı TASAVVUF TERBİYESİ&#8217;dir. Bu satırların yazarının, bu konuda söz  beyanının haddine olmadığının bilincinde olarak, cahilce de olsa bu hususu belirtme gereği duyulmuştur. Bu da O&#8217;ndan.. Herşey O&#8217;ndan, O&#8217;nunla ve O&#8217;na göre ise bu da O&#8217;ndan.. Belki yazarın emekleme, ilgilenme çağları.. Kim bilir?</p>
<p style="text-align: center;">                   İstanbul malum, iki koldan fethedilmiştir. Akşemseddin Hazretleri çadırında öteler ötesinde, batın cephesinde gözyaşlarını sel ederken; beri tarafta Fatih Mehmet Han, atını denize sürmekte, balistik hesaplarını bizzat kendisinin yapıp döktürdüğü toplarla Bizans surlarını dövmektedir.</p>
<p style="text-align: center;">                   Şu halde gelişme ve kalkınma için, ilerlemek ve güçlü olmak için, FATİH  de lazımdır, ALŞEMSDDİN de&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                   Akşemsettin Hazretleri, olayın AŞK boyutundadır. Fatih ise olayın icra boyutundadır. Biri diğerini tamalamaktadır. Fatih&#8217;i,  hocası Akşemsettin ve devrin büyük Velisi Şeyh VEFA Hazretleri kendi boyutunda bırakmış, &#8220;boyut değiştirmesine&#8221; müsade etmemişlerdir. Zira hayat iki boyut üzerinden ilerlemek zorundadır.</p>
<p style="text-align: center;">                   Tasavvufu, uyuşturan, Hin tve Yunan felsefesi esintilerinin İslama bulaşması olarak yorumlayanlar;  Selçuklu ve Osmanlı&#8217;nın çöküş sürecini hızlandıran önemli amil olarak görenler ikinci boyutun ham ve hantal beyinleridir. Dahası birinci boyutu  (AŞK) hayal bile edemeyenlerdir.</p>
<p style="text-align: center;">                   Tasavvufun mertebeleri, kuralları, nefis terbiyesi.. Mürşid, Şeyh.. Mürid.. Kendi başına bir mektep ve eğitim metodolojisi ortaya koyar.. Herkesin birinci boyutta veya ikinci boyutta seyretmesi sonuca varmayı mümkün kılmaz. İki boyutlu ilerleme zorunluluğu var. Tıpkı büyük Fetih&#8217;te olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: center;">                    Ancak, insanın yaratılışı, ilahi cilve olarak, iki boyuta da meyillidir. Fert kendinde hangi boyut ağır basıyorsa bunu bilmeli ve o yönde ilerlemelidir. AŞK boyutu ağır basanlar aşk&#8217;a, İcra boyutu ağır basanlar İcra&#8217;ya yönelmelidir. Her iki yönden de yürürken, hareket zemini elbette Rızay-i Bâri&#8217;dir.</p>
<p style="text-align: center;">                   Herkes Fatih.. Herkes Akşamseddin olmaya kalkarsa..  Yani, toplum sadece Fatih&#8217;lerden veya Akşemseddin&#8217;lerden oluşacak olsa..Tek yanlı bir durum dengesiz olacağından zorluklar  çıkar.. Oysa İslam&#8217;ın, Hz.Peygamber(s.a.v)&#8217;in tavsiyeleri &#8221;DENGE, itidal, ortayol &#8221; üzeredir. Tasavvufu ifrat vb. gibi değerlendirmeler yarine, denge olarak ele almak daha isabetli olsa gerektir.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://img2.blogcu.com/images/e/s/v/esvet/huzurluaile_gercegibilmek1_nisan07.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">                    Burada Büyüklerin sözleriyle yazımızı sonlandıralım&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                   &#8220;<span style="color: #ff0000;">İlmi ile amel etmeyen alim, başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir..&#8221;  Gazâli</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                   &#8221;Büyük bir adam olmak, &#8220;iyi bir adam olmaktan&#8221; kolaydır..&#8221;  Abdulkadir Geylâni</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                  &#8220;Maddi hayata meyledenler için hayat,deniz suyu içmeye benzer;  içtikçe susarlar, susadıkça içerler&#8230;&#8221;Muhiddin Arâbi</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                  &#8220;Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?   Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?&#8221; Mevlana Celaleddin Rumi</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                  &#8221;Bizim yolumuz irfan yoludur. İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır..&#8221;Hacı Bektaş Veli.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                 &#8220;Ölmek felaket değildir, öldükten sonra başa gelecekleri bilmemek felakettir..&#8221; İmam Rabbani</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">                &#8220;Herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyattan kördür..&#8221;  Bediüzzaman</span></p>
<p style="text-align: center;">                                                       La İlahe İllallah Muhammedün Resûlullah</p>
<p style="text-align: center;">                 Ey ham ve avare  gönül.. Boyundan büyük laflar edersin..</p>
<p style="text-align: center;">                 Nice ola senin halin bunca hata, kusur ve isyan ile..?</p>
<p style="text-align: center;">                 Kim tuta senin elinden, çetin hesap günü?</p>
<p style="text-align: center;">                 Ey yalnızların yaranı, kimsesizlerin kimsesizi, asilerin lütufkarı, günahkarların affedicisi, alemlerin sahibi-yaratıcısı, sonsuzlar sonsuzu, evveller evveli, güzeller güzeli&#8230; Rahman ve Rahim sıfatına titryerek sığanıyorum.</p>
<p style="text-align: center;">               Riya ve günah kırıntılarını görmeyiver..Affediver.. Sen affediçisin, affı seversin..Bizleri de affeyle ya Raab.! Cümle ümmeti ve insanlığı Aasaan eyle Ya Raab!</p>
<p style="text-align: center;">               Daima huzurda olmak dileğiyle hoşçakalın efendim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/cuma-dusunceleri_-avare-gonul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
