<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KALB-İ SELİM İLE ALLAH DİYELİM &#187; ahiret</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetaliaktar.com/tag/ahiret/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetaliaktar.com</link>
	<description>ALLAH VAR... KEDER YOK...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 10:20:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>YÜKÜN AĞIR EŞEĞİN TOPAL</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/yukun-agir-esegin-topal.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/yukun-agir-esegin-topal.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 18:57:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[allah.]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[meczup]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet.]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=1055</guid>
		<description><![CDATA[YÜKÜN AĞIR EŞEĞİN TOPAL..
 

 
Vaktiyle bir meczup vardı. Onu bağlamışlardı.
 Dudaklarını oynatıp Allah’a gizlice bir şeyler söylüyordu.
Orada bulunan bir adam, meczubun ağzından çıkan yüce sırrı anlamak için dudağına kulak verdi. Meczup Allah’a diyordu ki:
“Bu senin divanen bir müddettir, seninle aynı evde oturmaktaydı. Fakat sen, eve onunla beraber sığmadın. Evde ya sen oturmalıydın, ya o. Hükmüne uydum ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-size: large;">YÜKÜN AĞIR EŞEĞİN TOPAL..</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-size: large;"> </span></strong></span></p>
<p><img id="il_fi" style="padding-bottom: 8px; padding-right: 8px; padding-top: 8px;" src="http://farm4.static.flickr.com/3138/2738750663_77cf1dcf17.jpg?v=0" alt="" width="392" height="214" /></p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Vaktiyle bir meczup vardı. Onu bağlamışlardı.</span></strong></p>
<p> Dudaklarını oynatıp Allah’a gizlice bir şeyler söylüyordu.</p>
<p>Orada bulunan bir adam, meczubun ağzından çıkan yüce sırrı anlamak için dudağına kulak verdi. Meczup Allah’a diyordu ki:</p>
<p><strong>“Bu senin divanen bir müddettir, seninle aynı evde oturmaktaydı. Fakat sen, eve onunla beraber sığmadın. Evde ya sen oturmalıydın, ya o. Hükmüne uydum ve evden çıktım işte. Mademki sen varsın, bu meczup yok artık.”</strong></p>
<p><strong>Ey oğul! </strong></p>
<p>Bu yolda bundan başka yol yok. Bizden ve benden daha kötü bir şirk ve günah yok.</p>
<p> Bu daracık evden çık!</p>
<p>Yükün ağır, eşeğin de topal.</p>
<p><strong>Pılını pırtını topla da buradan mekânsızlık âlemine göç! Aşk burağına bin!</strong></p>
<p>Bilmiş ol ki, aşk yükünü ancak can beygiri çeker. Fakat ebediyet meydanına varmaya imkân yok, kolay değil bu. Sen, o kapıya kapılanmaya bak! Belki padişah, ansızın seni, seçkin kulları arasına alır da kendine yaklaştırır. Ancak senin, bu kapıda bulunman gerek. Bunun başka yolu yoktur.<br />
Bu kapıda beklersen(M.ALİ AKTAR) bir gün elbette padişahın huzuruna kabul edilirsin…ŞÜPHEN OLMASIN YETERKİ SABIRLI OL VE ÇABA SARF ET&#8230;&#8230;.!iÇERİ ALMAK O&#8217;NUN ŞANINDADIR ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEZ..AMENNA VE SADAKNA..</p>
<p><strong>İlahiname – Ferîdüddin Attâr</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><em><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: large;">ASLAN DEDE</span> (Meczûb)</span></strong></em></p>
<p> </p>
<p><em><strong><br />
<img id="il_fi" style="PADDING-BOTTOM: 8px; PADDING-RIGHT: 8px; PADDING-TOP: 8px" src="http://www.dunyabulteni.net/resim/250x190/2010/12/15/deli.jpg" alt="" width="310" height="250" /><br />
*</strong>Osmanlı son dönemlerinde bir meczup.</em></p>
<p> </p>
<p>Evliyânın büyüklerinden. İsmi,  Aslan Dede olup, Meczûb diye tanınır.</p>
<p> <img title="allah" src="http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif" border="0" alt="" />ü teâlânın aşkı ve evliyâlık hâlleri ile kendinden geçmiş olarak bulunan evliyâdan idi. Doğum târihi bilinmemekte ise de 1638 (H.1048) de vefât ettiği ve vefâtında yüz yaşını geçmiş olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Zamânının usûlüne göre ilim tahsîl ettikten sonra, çeşitli vazîfelerde bulunan Aslan Dede,  bir müddet kâdı vekilliği yaptı. Daha sonra tasavvuf yoluna yöneldi. Mevki ve rütbeyi terketti. Çok riyâzet ve mücâhede yaptı. Yâni nefsin arzularına uymamak, onu terbiye etmek için çok çetin sıkıntılar çekti.</p>
<p>Yapayalnız bir kimse idi. Câmilerde yatar kalkardı. Bir de küçük bir kulübesi vardı. Ara sıra orada kalırdı. Gece-gündüz hücresinde bulunur,  dışarı pek çıkmazdı. Devamlı ibâdet ve tâat ile meşgûl olurdu. Çok az konuşurdu. Zarûret olmadıkça ağzını açmazdı. Muhammed Acemî isimli bir zât,  kendisine hizmet ederdi.</p>
<p>Aslan Dede,  birçok büyük zâta hocalık yaptı. Sesi ve yazısı çok güzel idi. Kadri yüce bir zât olup,  herkesten hürmet görürdü. Hediye olarak gelen malların hepsini ihtiyaç sâhiblerine dağıtır,  kendisi fakirlik ve sâdelik içinde yaşamayı tercih ederdi. İnsanlar onun bu hâlini görürler ve gıpta ederlerdi. Önceleri Antakya&#8217;da ikâmet ederdi. Sonra Haleb&#8217;e yerleşti.</p>
<p>Menkıbe ve kerâmetleri çok olup,  bir çok kimse bunlara şâhid olmuştur.</p>
<p>Yemen&#8217;de,  Aslan Dede&#8217;nin büyüklüğünü,  kerâmet sâhibi olduğunu bilip,  onu çok seven,  Muhammed Zücâc isminde sâlih bir kimse vardı. Bu zât, Antakya&#8217;da bulunan Ahmed ismindeki bir tanıdığına mektup yazarak,  Aslan Dede&#8217;yi ziyâret ederek ellerinden öpmek istediğini,  fakat mühim vazîfede bulunduğu için gelmesinin mümkün olmadığını,  Aslan Dede&#8217;yi ziyâret edip,  selâmını söylemesini ve kendi yerine elini öpmesini bildirdi.</p>
<p>Antakya&#8217;da bulunan Ahmed Efendi mektubu alır almaz,  doğruca Aslan Dede&#8217;nin yanına gitti.  Ahmed Efendi henüz bir şey söylemeden,  Aslan Dede; &#8220;<strong>Merhabâ! Bize Yemen&#8217;deki dostumuzdan selâm getiren&#8230;&#8221;</strong> dedi ve bunu dört defâ tekrar etti. Sonra; &#8220;Ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtühü.&#8221; dedi ve bunu da dört defâ tekrar etti.</p>
<p>Zamânın sultânı Dördüncü Murâd Han, 1638 senesinde Bağdât&#8217;ı fethe giderken,  Aslan Dede&#8217;yi de yanında götürdü. Harb esnâsında,  Aslan Dede&#8217;nin, daha önce görülmeyen,  tanınmayan bir çok asker ile birlikte düşmana karşı hücum ettiği görüldü. Nihâyet, <img title="allah" src="http://www.tevbe.org/forum/images/smilies/allah.gif" border="0" alt="" />ü teâlânın izni ile Bağdat fethedildi. Fetihten sonra Dördüncü Murâd Han; &#8220;Görünürde Bağdat&#8217;ı biz fethettik ise de,  gerçekte onu fetheden Aslan Dede&#8217;dir.&#8221; demiştir.<br />
Aslan Dede,  fetihten sonra aynı sene içinde vefât etti.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">SATILIK DÜKKAN<br />
</span><br />
Talebelerinden birinin evinin bitişiğinde kullanılmayan bir dükkân vardı. Orayı satın alıp evini genişletmek istedi ve arzusunu o yerin sâhibine bildirdi. Dükkân sâhibi bu teklifi kabûl etmedi. Orayı kullanmadığı hâlde,  satmak da istemedi. Teklifini reddetmesine o talebe üzüldü. Aslan Dede sık sık talebesinin evine giderdi. Bu hâdiseden sonra yine geldiğinde,  o komşu ile konuşmalarını kendisine haber vermediği hâlde, bunu kerâmet olarak anladı ve onun almak istediği dükkân tarafına giderek,  sırtını duvara dayayıp bir müddet oturdu. Sonra kalkıp iç odaya geçerek sohbete başladı. Sohbetten sonra da evine gitti. Aynı gün, dükkân sâhibi gelip,  dükkânı satabileceğini söyledi. Hayretini görünce de; &#8220;İnanmıyor musun?<strong> İçimde,  bu dükkânı mutlaka sana satmam îcâbettiği gibi bir his meydana geldi. Bunun için satmak istiyorum.&#8221;</strong> dedi. O da adamın bu hâline çok şaşarak bunun hocasının kerâmeti olduğunu anladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/yukun-agir-esegin-topal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYATIMA DAİR&#8230;.4</title>
		<link>http://www.mehmetaliaktar.com/hayatima-dair-4.html</link>
		<comments>http://www.mehmetaliaktar.com/hayatima-dair-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 12:32:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetaliaktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatıma Dair]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[din.]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul kazancı]]></category>
		<category><![CDATA[izmit]]></category>
		<category><![CDATA[kandıra]]></category>
		<category><![CDATA[lokmanlı köyü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetaliaktar.com/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[         
                 KANDIRA LOKMANLI KÖYÜ&#8217;NDE İLK KONUŞMA.. KOCAELİ   YURDUNDA BAŞIMA GELENLER..
                 İzmit,1972-1976
                  Lise sonlardayız.. Kendimize iyice çekidüzen verdik.. İdealist dingörevlisi olarak kendimizi hazırlıyoruz..
                  Vakıflar yurdunda kalıyoruz.. Öğretmen Lisesine giden Cavit Demiröz arkadaşımla çok iyi anlaşıyoruz.. Kendisi Kandıra&#8217;nın Lokmanlı köyünden..
                 Bir gün bana dedi ki: &#8220;M.Ali,  dedemin bir ay sonra köyde mevlidi olacak.. Hoca lazım.. Konuşma yapacak bir hoca.. O da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>         <br />
           <span style="color: #0000ff;">     <strong> KANDIRA LOKMANLI KÖYÜ&#8217;NDE İLK KONUŞMA.. KOCAELİ   YURDUNDA BAŞIMA GELENLER..</strong></span></p>
<p>                 İzmit,1972-1976</p>
<p>                  Lise sonlardayız.. Kendimize iyice çekidüzen verdik.. İdealist dingörevlisi olarak kendimizi hazırlıyoruz..</p>
<p>                  Vakıflar yurdunda kalıyoruz.. Öğretmen Lisesine giden Cavit Demiröz arkadaşımla çok iyi anlaşıyoruz.. Kendisi Kandıra&#8217;nın Lokmanlı köyünden..</p>
<p>                 Bir gün bana dedi ki: &#8220;M.Ali,  dedemin bir ay sonra köyde mevlidi olacak.. Hoca lazım.. Konuşma yapacak bir hoca.. O da yetmez Mevlid okuyacak bir iki hoca daha..&#8221; Ben &#8221; tamam ben ekibi hazırlarım&#8221; dedim.. Bir de Kemal Bayraktar arkadaşım var, daha önce Kurslarda okumuş, hafızlığı bitirmiş.. Aynı okulda okuyoruz, aynı yurtta kalıyoruz.. Konuşma işi  benim, okuma işi Kemal&#8217;in.. Olur mu, olur.. Konuştuk.. İş tamam..Yaş 17 filan..</p>
<p>                İş tamam ama, benim diksiyonum, hitabım iyi.. Bu belli.. Lakin hayatımda bir kez camaat karşısına çıkmamışım.. Konuşma yapmamışım.. Bu da bizim için uygulama olur deyip cesurca daldık işe.. O günden itibaren bir ay&#8217;a yakın çalıştım..Devamlı konuşacaklarımı kitaplardan not alıp yazıyordum.. Hazırlık iyi gidiyordu.. Bir kaç defa, kürsüdeymiş gibi Kemal hoca&#8217;ya konuştum.. Çok beğendiler..Konu &#8220;Ahiret&#8221;ti zannediyorum&#8230;</p>
<p>              Beklenen gün geldi.. Bir gün önce Lokmanlı köyüne vardık..E..Hocalar gelmiş.. Köylü toplanmış.. İzzet ikram..Harika bir akşam.. Lokmanlı Köyünde her evin bahçesinde bir fırın var.. Biz buna yabancıyız.. Çok ilginç geldi.. Kebaplar, yemekler, ekmekler..Hep fırından çıkıyor.. Cavit&#8217;in annesi teyzemiz de bu ziyafete yeni yapılmış yoğurt, bal vs. ilave etmiş ki.. Gelişme çağındayız.. Yemek hep karavana iken&#8230;Böyle bir ziyafet.. Haala tadı damağımdadır..</p>
<p>            Bir gün sonra, mevlid merasimi için camideyiz.. Cami hınca hınç dolu.. Ben hazırlıklıyım.. Özel defterimi sıkı sıkı tutuyorum.. Kemal hoca için sorun yok o tecrübeli..Sesi gür.. Vaiz de var.. Merasim namaz sonrası başladı.. Kürsüye çıktım.. Mikrofonla ilk tanışmam.. Sesimi hoperlorden duymaya başlayınca ben coşmuşum..  Konuşuyorum. Zaten çok hazırlıklıyım.. konuşma bitti, okumalara geçildi.. O da bitti.. Dağılmadan, daha büyük bir ziyafet&#8230; Millet bizi tebrik ediyor..Hayır dualar ediyor..&#8221;Maşallah maşallah&#8221; diyor.. Hasılı havamız iyi şekilde ayrıldık köyden akşam üzeri&#8230;<br />
                                                      <br />
                                                       *   *   *</p>
<p>           Aradan bir hafta geçti, Cavit köyüne gitti-geldi..</p>
<p>           Beni görünce, gelsene buraya dedi.. &#8220;Ya ben köyden geliyorum..Millet seni konuşuyor.. O gencecik hoca ne konuşma yaptı öyle..Bravo vallahi..Analar neler doğuruyor bee..&#8221; diyorlar.. Dahası,&#8221; Köyde dul bir teyze var, o diyor ki, &#8220;oğul, konuşma yapan o genç hoca senin arkadaşınmış, o konuştu ben ağladım.. Beni çok etkiledi. Kızımı ona verip, razı olursa  bütün mal varlığımı da O&#8217;nun üzerine yaptıracağım.&#8221; diyor. Ne dersin? Doğruydu, üst katta da hanım cemaat vardı.. Bu kadıncağız da oradaymış.. Tabi ben buna çok sevindim, moral buldum. Ama kız işine sıcak bakmadım.. Daha okuyacaktık..Önümüzde yıllar vardı.. Ama bu olay beni hatip yaptı..<br />
                                                                   *       *      *</p>
<p>          Tıpkı okulda Edebiyat öğretmenim L.Ertuğrul Kazancı&#8217;nın beni yazar yaptığı gibi..</p>
<p>          Okulda Kültür Edebiyat başkanıydım.. Yurtta da yurt başkanı&#8230;</p>
<p>           Bir başyazı yazmıştım duvar gazetesine.. &#8221;Yaşasın Kıbrıs Türk Devleti&#8221; diye.. Tabi başlık almaydı.. O zaman yayınlanan Yeniden Milli Mücadele Dergisindeki kapak yazısıydı.. Ben estim, gürledim.. Hamasi bir yazı yazmıştım hatırladığım kadarıyla.. L.Ertuğrul Hocam beni çağırdı.. Kendisi öğretmenlik yaparken, mahalli gazetelerde de yazı yazıyordu..&#8221; M.Ali senin başyazıyı temize çek, gazetede yayınlattıracağım&#8221; dedi. Ben olur hocam derken uçuyordum sevinçten.. Bir gün sonra verdim yazıyı.. Artık hergün gazete bayiine gidiyor, gazetede yazımın çkıp çıkmadığına bakıyordum.</p>
<p>          1.5 Ay filan çıkmadı yazı..Hocaya soruyorum.&#8221;Çıkacak&#8221; diyor.. Sabırsızlanıyordum..Meğer gazete biraz solcu olduğundan, bizim yazıyı yayınlamak istememiş.. Ama hoca bastırmış.. Nihayet yayınlandı.. Ben uçuyordum.. İlk defa bir yazım, matbu harflerle, köşe yazısı biçiminde yerel bir gazetede yayınlanmıştı.. İşte bundan sonra ben yazar da olabiirim dedim.. Zaman içerisnde  amatör planda da olsa üç adet kitap yayınladım.. &#8220;Toplumun Renkleri&#8221;  &#8220;Ticaretin ABC&#8217;si&#8221; &#8221; Sözlerin Renkleri.&#8221;</p>
<p>           &#8220;Sözlerin Renkleri&#8221;nin 2. baskısı kısmet olursa önümüzdeki Perşembe günü (21/05/2009) çıkıyor.. Benim bu hasletlere sahip olmamda, L.Ertuğrul Kazancı Hoca&#8217;nın çok rolü olmuştur. Bir ara ADD başkanlığı da yapan bu hocamı saygıyla anıyorum.. Tabi hak yemeyelim, ortaokul 1. sınıfta, ilk yazılı Türkçe dersinden olmuştu.. Köyden 5 sınıf bir arada okuyup gelen gariban M.Ali, ilk okunan yazılıdan, Türkçe&#8217;den 10 üzerinden 7 almıştı.. bir iki kişi de 8-9 almıştı.. o zamanki, Trabzon&#8217;lu Türkçe öğretmenim Ahmet Yılmaz&#8217;ın da katkısını yadetmeliyim.. O yedi beni de beni Türkçe öğretmeni aypmıştı.. Yaa..!  Tüm hocalarımı saygıyla anıyorum.. </p>
<p>                                                                 *       *         *</p>
<p>             Bir de yurtta Fevzi diye bir arkadaş vardı.. Ticaret Lisesine gidiyordu..Ali Çetin diye belletmen hoca onları korurdu.. Ali Bey, TV filan olmayan  o günlerde, küçük radyosunu kulağına koyar, bizim başımızda mütalaa yaptırırken, O &#8220;Bizim Radyo&#8217;yu dinlerdi&#8230; Hızlı bir Marksist&#8217;ti. Fevzi de Yurt başkanı ve O&#8217;nun adamı.. </p>
<p>           Yemek bahane edip yurtta boykot yaptırmak istediler..  O zamanlar boykot, eylem meşhurdu.. Şimdi de var ya bazı idealist(!)ler&#8230; Neyse&#8230; Biz mani olduk. Gece Müdürü çağırdık yurda.. Yemekler güzeldi..Herşey iyiydi.  Aşçı kadın, Müdürün kayınvalidesi idi.. Esas sorun buydu..</p>
<p>           Boykot&#8217;a mani olduk.. Bununla da kalmayıp yurt başkanı olduk.. </p>
<p>          Sen misin mani olan.. Fevzi her yerde gelip resmen laf atıyor, üzerimize yıkılıyor, surat yapıyor, diş biliyor..</p>
<p>           Bir gün Kemal, Sami, Ruhi arkadaşlarım yanımdayken yine sürtünmez mi Fevzi dolap önünde.. Ben de kavgacı bir insan olmadığım halde, restle cevap verdim.. Çık dışarıda görüşelim filan dedik.. O yalnız biz üç kişiyiz.. Çıktık, akşam karanlığı bastmıştı.. Yurttan 200m. kadar uzaklaştık.. O tek biz üç kişi.. Lakin kerata dövüşçüymüş. Durduk, ne bu senden çektiğimiz filan demeye kalmadı, Fevzi bana tam burnuma sert bir kafa attı:)  Hayatımda ilk ve son yediğim kafaydı bu.. Bir an yıkılmak üzereyken kendimi toparladım.. Benim ağız burun kan içinde.. Arkadaşlar tribünlerde&#8230; Onlar da saf.. Ben cebimden tükenmez kalemi çıkardım.. Fevzi kaçıyordu.. Onu bıçak zannetti galiba akşam karanlığında&#8230; Hasılı O bir etkili kafa atmasıyla, ben de bir kafa darbesi aldığımla kaldık.</p>
<p>            Üç yıl önce Kandıra&#8217;ya meaaile gittik. Cavit Bey&#8217;in izini bulduk. Konuk olduk. Öğretmen Kandıra M.Akif Ersoy ilköğretim&#8217;de. Hızımızı alamadık, Geyve&#8217;ye gittik..Orada da Sami Gençer var. 30 yıl sonra O&#8217;nu da buldum.. O da sınıf öğretmeni olmuş. Evinde misafir olduk..  Sami&#8217;ye sordum &#8220;Senin hemşehrin, Geyve&#8217;li bir yurt arkadaşımız olacaktı. FEVZİ. Görüyor musun O&#8217;nu..?&#8221; diye..  &#8221;Görmez olur muyum, o da öğretmen burada&#8221; dedi. Şimdi çok olgunlaştı, namazında niyazında.. Üstelik AK PARTİ&#8217;li.&#8221; demez mi&#8230; &#8221; O&#8217;na selam söyle, bir kafa atmıştı bana İzmit&#8217;te. Ondan bir kafa alacağım var:)) dedim.. Ahh.. Gençlik.. Vah zaman.. Nereden nereye&#8230;(Devam edecek)</p>
<p>            Gönül selamımla ..</p>
<p>            Allah&#8217;a emanet olunuz&#8230; 16/05/2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetaliaktar.com/hayatima-dair-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

