SOFU DEĞİL; SÂFÎ OLMALI

 

 

SÂFİ OLMAYAN MÜRİD, TALİP, OLAMAZ.

SOFU ANCAK ŞEYTANLAŞMIŞ İNSAN OLUR.

ÖNCE FITRAT TEMİZ OLMALI.  HELÂL LOKMA İLE EKİLMELİ VE HELÂL LOKMA İLE BESLENMELİ VÜCUT.

ONDAN SONRA İLİM ONDAN SONRA DA ÇİLE, HALVET, UZLET DAHA SONRADA MANEVİ HAZ…

 
YOKSA BİR TARAFTAN ELİNDE TESBİH,  AĞZINDA ALLAH,  DİĞER TARAFDAN YALLAH OLUR Kİ ALLAH MUHAFAZA.
TARİKAT DA DERS ALMAK MARİFET DEĞİL.BİR DEFA 40 GÜNLÜK ÇİLE ÇEKMEK ŞART O DA BAKALIM ÇİLEDEN NASIL ÇIKACAK ACABA ?(ÇİLEDEN Mİ ÇIKACAK..? ) AZ YE , AZ UYU,  AZ KONUŞ FELSEFESİNE UYMAYAN DEMESİN Kİ BEN TARİKATLIYIM.
HELE HELE TİCARETLE UĞRAŞIYORSA TARİKATLI.. ELİNDEKİ TERAZİ TEZZEKTEN, BOKTAN GIRAMI İSE YANDI KETEN HELVAM..

HELE ŞUAYİP A.S. IN KAVMİNİ MEDYEN-EYKE NİN BAŞINA GELENLERİ OKUMAMIŞ İSE AYETLERDE BİR DE İNANMIYORSA VAY HALİNE.
HELE YILLIK ZEKAT VERMİYORSA…?

İŞÇİ HAKKI YİYİYORSA…

VERGİ KAÇIRIYORSA…? CİMRİ İSE….?

 
HELE HELE FAİZE BULAŞMIŞ İSE…..?

 
BU ADAMLARA KİM TARİKAT DERSİ VERİR ŞAŞARIM….?

(02.11.2010 Cahit Yetgin’den)

____________________________________________________________________
____________________________________________________________________
 
 
 
CARİYENİN RÜYASI VE HALİFE
 Emevî halifelerinden Ömer bin Abdülaziz, son derece müttekı bir hükümdardı. Çok mütevazi bir hayat yaşar, hatta değiştirmek için bile iki takımdan fazla elbise bulundurmazdı. 

Milletine gayet adaletle hükmeden Ömer bin Abdülaziz’in cariyelerinden birisi, bir gün bir rüya görmüştü. Halifenin huzuruna çıkıp anlatmak istedi. Halife, cariyesine rüyasını anlatmasını söylediğinde, cariye şöyle anlattı:
— Ey Emîrel – mü’minin rüyamda kıyamet kopmuş, insanlara Sırat Köprüsünden geçmeleri için emrediliyor, bazıları geçiyor, bazıları geçemiyor. Bu arada sıra sizden evvel geçen halifelere geldi. Evvel Abdülmelik Ibni Mervan’a «Geç!» dediler. Dikkat ettim gecemeyip düştü.

Ondan sonra sıra ile diğer halifelere «Geç!» diye emrolundu. Bunların bazıları geçti bazıları geçemedi.

Nihayet sıra size gelmişti, diye anlatırken, cariye daha sözünü tamamlamadan, Ömer bin Abdülaziz «Allah!» diye bağırmaya başladı.

 

Rüyayı anlatan cariye, ne yapacağını şaşırmış vaziyette:

Ey Emîrel – mü’minin siz vallahi Sırattan çabuk geçtiniz, dedi ama, Ömer bin Abdülaziz cariyenin bu sözünü duyamamıştı. Çünkü Allah korkusundan heyecana kapılmış ve tamamen kendinden geçmişti.

Allah (C.C.) rahmetine gark eylesin.

 

___________________________________________________________

 

BEHLÜL’E GÖRE ÜÇ KAFA
 
Behlül Dânâ Hazretleri, bir gün pazara üç tane kuru kafa getirerek satmaya başlamış ve her üçüne de ayrı ayrı fiyat takdir etmişti. “Bu kafaları kaça satıyorsun?” diyenlere, birini bir paraya, birini on paraya, birini de ağırlığınca paraya sattığını söyledi.
Behlül’ün bu tuhaf hareketlerini seyrederlerken biri dayanamayarak:

— Ey Behlül! Bunların üçü de kurumuş kafalar olduğu halde sen üçüne de ayrı ayrı fiyat biçiyorsun. Bunların birbirlerinden ne farkı var ki? dedi.

 

 

Behlül Dana Hazretleri, bundaki esrarı şöyle anlattı:

-Şu birincisi, taş kafadır. Bunun değeri hepsinden düşük. Çünkü bu hiç nasihat dinlemez ve ihtiyaç da duymaz,

 -İkincisi, yani on paralık kafa ise nasihat dinler ama tutmaz Bir tarafından girer öbür tarafından çıkar. Bunun adı da boş kafadır.

-Üçüncüsü ise tam kafadır. Hem dinler, onunla amel eder, hem de başkasına öğretir, İşte en kıymetli kafa budur. Bunu da ağırlığınca paraya veriyorum, dedi.
Tabii ki bunda anlayanlar için büyük hikmetler gizlidir. Velilerin hareketi ilk nazarda tuhaf gibi olsa da o çok değerlidir aslında…

Selam saygı ve dualarla..

Dualar bekleyerek…