**Orada bir köy var uzakta..

Göçebelikten yerleşik hayata geçişle birlikte, yaşam kalitesi değişmiş ve gelişmiştir.

Yerleşik hayat, köy hayatı, şehir hayatı olmak üzere iki bölümde ele alınabilir.

Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk yıllarından, son 30 yıla kadar, ülkemiz, bir tarım ülkesiydi. “Kendi kendine yeten yedi ülkeden biri”  olduğumuzla övünürdük. Bu önemliydi tabi. Ama biz tarım toplumuyduk. Tarım yoplumu demek “köy toplumu” demekti. Köylülük bizim kökümüzde vardır.Daha ilerisi, yukarıda bahsedildiği üzere göçebelik.

Bu yapımızdan dolayı ne üzülürüz ne yersiz gurura kapılırız. Durumu gerçek boyutuyla tespit ilk işimiz olmalıdır.

Medeniyet “Medine” sözcüğünden gelmektedir. Medine  arapça ŞEHİR demektir.  Şehir yaşamı, köy yaşamına göre, imkanlar, şartlar, fırsatlar, bilgi, görgü vb. yönlerden daha farklıdır. Bu fark, kimine göre refah düzeyinin artması, kimine göre ise, bedeli ağır ödenen bunaltıcı hayattır.

**Bir köylümüz: Hacı Emin Onaran. Resimle ilgili bir insanlık kitabı yazmak mümkün.

Son kırk yılda, Türkiye “şehirleşme”  dönüşümü yaşadı- yaşıyor. Şehirleşmeyle birlikte, sanayileşme ve istihdamı da zikretmek gerekir.

Köylerden şehirlere sel gibi insan aktı.

Bu durum, sorunların da sel olup akması anlamına gelmemeliydi. Fakat geldi. Çünkü populist politikalar, “pilan değil, pilav lazım.” Yaklaşımı, çarpık kentleşmeyle birlikte gelen sorunlu bir yaşamı doğurdu.

Köyden kente gelen insanlara, bir kent yaşamı rehberliği yapılmadı. İş imkanları, istihdam, planlı şekilde geliştirilemedi. Yaşam hele ilk dönemlerde, elyordamıyla, kontrolsüz biçimde ilerliyordu.

İnsanımız, sağlam aile yapısı;  merhamet, paylaşma, sevgi-saygı, sabır, yardımlaşma, gibi, diğer milletlerde pek rastlenmayan, güzel hasletleriyle, şehir yaşamının kapanlarına karşı koymaya çalıştı.

Ama, direnme gücü kırılanlar, temel hasletlerini kaybedenler, varlık sahibi olanlar ve bunların bencilleşmesi.. gibi olumsuzluklara bir de plansız gelişen şehirlerin(ve varoşların) alt ve üst yapı eksikliklerinin eklenmesiyle, bir yığın  maddi ve manevi sorun ortaya çıktı.

Son yıllarda yapılan “Kentsel Dönüşüm” çalışmaları, ulaşım, eğitim, sağlık alanlarında ciddi çalışmalar yapılması ve önemli neticeler alınması, özetle yaşam kalitesini yükseltme gayretleri,  şehirlerimiz açısından da ümitvar olmamızı gerektirmektedir.

 

YAŞAM KALİTESİ HER GEÇEN GÜN YÜKSELEN BİR KENT: SULTANGAZİ

Konumuzu biraz daha daraltarak, Sultangazi ilçemize bakalım.

Sultangazi,15 mahallesi, 500 Bin’e yakın nüfusu, Türkiye’nin 81 vilayetinden gelip yerleşen halk yapısıyla; ayakkabı sanayii başta olmak üzere,  bir kaç meslekte  küçük sanayi siteleri bulunan, büyük tekstil atölyeleri, açık alanları olan, Alibeyköy barajınını sınırları içinde bulunduran yeni kurulmuş çiçeği burnunda bir güzel ilçedir.

Sultangazi bu haliyle, Anadolu’daki pek çok vilayetten daha büyük bir nüfusa sahip. Ancak yüzölçüm itibariyle, nüfus yoğunluğu da elbette yüksek. 

Belediye’nin 2009 yılında kurulması ve çalışmaya başlamasıyla, Sultangazi, gelecekte, İstanbul’un gözbebeği, parlayan yıldızı olmaya adaydır. Sultangazi’de idare, gerek Kaymakamlık bazında, gerekse Belediye bazında, gelecek için önemli girişim ve projeler hazırlamaktadırlar. Sultangazi’li uzak olmayan bir zamanda, yaşanılır, kaynaşmış, kardeşleşmiş, güler yüzlü canayakın insanların yaşadığı güzel bir şehir olacaktır. Bu modern, cıvıl cıvıl, kıpır kıpır, güvenli bir kentte yaşamaya elbette varız. (devam edecek)

*Geleceğin Sultangazi ilçesi’nden bir kesit… Olamaz mı?