•      

        Bugün öğretmenler günü.

       Tüm meslektaşlarıma, sağlık, başarı ve en iyi dilekler sunarım.

       Bendeniz de 28 yıllık bir çalışma sonunda iki yıl önce emekli oldum.

       Bugün, TV yayınlarındaki bir iki vefalı haber-yorum olmasa öğretmenler günü olduğunu hatırlayamayacağız bile..

      Devam eden öğretmenlerimiz, kısmen hediye ve benzer hareketlerle, öğrencileri tarafından kutlanıyorlardır. Kerataların ihtiyaçları olduğundan mı, samimi sevgi ve saygısından mı? Tartışılır:))

      Öğretmene asıl vefa, ilişik kesildiğinde olmalı değil mi?

     Emekli öğretmenlere soruyorum: Yıllarca kendinizi harcadığınız, uğurlarında saçlarınızı ağarttığınız; belki onlarla ilgilenmek uğruna kendi öz çocuklarınızı, sağlığınızı ihmal ettiğiniz SEVGİLİ ÖĞRENCİLERİNİZ/ÖĞRENCİLERİMİZ bugün nerede acaba? Umarım benim gibi telefonlarınız sabah saatlerinden itibaren susmak bilmemiştir(!).

      Umarım, sadece sevgili öğrencileriniz değil, eş dost..Bugün telefonlarınızı kilitlemiştir(!).

     Ah öğretmenim, vah öğretmenim….

      Hele hele emekli öğretmenim..

     Yıllar boyu uğraşıp öğretemediğimiz, sadece bir yabancı dil konuşturmak değilmiş demek ki öğrencilerimize.

     VEFA’yı da öğretememişiz.

    Veya öğretmişiz ama her iyi haslet gibi o da TV, Medya ve diğer çeldiriciler tarafından tüketilmiş.. Bitirilmiş..

    Bunlar, asla bizim çocuklarımıza, gençlerimize şefkat ve sevgimizi eksiltmez elbette. Biz tüm öğretmenler, o evlatlarımıza “karşılıksız” verdik olabildiğince, her güzel bilgi ve davranışı..

    Ne var ki..Bizler de insan olarak.. Yıllarını yetiştirdikleri öğrencilerine adayanlar olarak.. Sadece bir tek şey isteriz. Samimi bir hatırlanış.. İçten bir tebessüm ve azıcık saygı.. Çok şey mi istediğimiz?..

       Denilebilir ki, bu durum “senden kaynaklanıyor.”  

      Keşke ciddi bir anket yapılabilse.. İşin gerçeğini daha iyi anlardık..

    Naçiz şahsım olarak ben hayatımdan memnunum. Ama “Sosyologlara” bir konu gönderiyorum bu yazıyla. “Öğretmenler gününde, okuldan tayin olan veya emekli olan öğretmeninizi bugün aradınız mı? Veya aramayı düşündünüz mü?” Sorusu, okuyan, mezun, yetişkin herkese sorulup, sonuçtan Milli eğitim Bakanlığına bir vazife çıkarılabilir düşüncesindeyim.

   Sayın Milli Eğitim Bakanı dahil hep beraber bu acı gerçeği bir oturup düşünmek durumundayız.

 

                                                      Anladım ki;

                                                      Ver ver hiç alma,

                                                      Kanunudur bu mesleğin,

                                                      Anlayacaklar öğretmen seni ama,

                                                     Kanatlarında olacaksın meleklerin

                                                                                                                 (Özcan Türkmen))

                                                    Bu vesile ile, ilkokul öğretmenlerim Mustafa Demir ve Necip Güven’i rahmetle anıyorum. İzmit İ.H.L hocalarım, M.Sıddık Uslu, Faruk Taştekin, Mustafa İz. Ali Ünal, Nükhet Hanım, Ali Nar, Mustafa Miyasoğolu,L.Ertuğrul Kazancı,Gavsettin Koçak, Naci Hocam, Emin Hocam ve diğerlerini; Karabük Fevzi Çakmak Ortaokulu öğretmenlerim, Fuat Keskinci, Ahmet Yılmaz, Rıdvan Sertlek, Fazlı Can, Ahmet çelik, Yücel İzmirli, Hafise Aksoy, Avni Şen, Mustafa Dursun ve diğerlerini, hürmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ölenlere cenab-ı Hak’tan Rahmet diliyorum.

Not: 1- Yanlış anlaşılmasın, yukarıdaki yazı sadece benim şahsımla alakalı değildir. Bu konuda yaptığım istatikî çalışma sonucu yazdım.

               Dahası, elhamdülillah, biz meslek hayatımız boyunca,  parlak  bir öğretmendik. Görev yaptığım yerlerde, mülki amirlerimiz tarafından hemen teşhis edilirdik. Basın, yayın, törenler, diğer sosyal faaliyetler… Hep biz olayın içinde ve başlarındaydık. Öğretmenler gününde Safranbolu’da yılın öğretmenleri safındaydım. Takdir ve ödüller aldım hep.. Bakanlık müfettişleri teklifiyle bir takdirname de bağcılar Millî Eğitim Müdürlüğü’nden aldım.. 2008 yılında “Öğretmenler Günün’de” Gaziosmanpaşa’daki emekli öğretmenleri temsilen törene katıldım ve Sayın Vali Muammer Güler’in elinden hediyeler ve onur Belgesi alan, İstanbul’daki 30 dolayında öğretmen grubu içerisindeydim.

             Öğretmenlik mesleğim boyunca arkadaşlarımla, velilerle ve sevgili öğrencilerimle hep güzel günler geçirdim. Espritüel ve güleryüzlü yapımla, sanıyorum sevilen bir öğretmen olarak  okul görevimi tamamladım. (Tabi hatalarımız da olmuştur yirmi sekiz yıllık süreçte). Gerek Safranbolu, gerek Bağcılar, Gaziosmanpaşa ve Sultangazi’deki görev yaptığım amirlerim ve meslektaşlarımla sıcak ve samimi irtibatım devam ediyor. Arkamızda hoş olmayan izler değil, güzel izler bıraktık çok şükür.

            Benim bunca performansım ve başarılarım, ödüllerim tabi bir onur… 

          Lakin, yetiştirmekte olduğumuz yeni nesil ve bizlerden istifade etme imkanı olmayanlar çabuk unutkan bir tarz içindeler. Asıl ödül, unutulmamaktır. Asıl değer, saygı ve sevgiyi birbirimize karşı hiç eskitmemektir. Asıl anlatmak istediğim budur. Sadece kişisel bir üzüntü ve kaygı değil..

Not. 2-  Öğretmenler günümü kutlayan SESDER yönetim kurulu üyesi kardeşime özellikle teşekkür ederim.