İHSAN ELİAÇIK VE EROL YARAR’I İZLERKEN…

Dün gece Haber Türk’te Erol yarar ve ihsan Eliaçık’ı program sonuna kadar izledim.
İhsan Bey’i daha önce de izlemiştim. “Müslüman Lüks jip’e binemez kardeşim” diyordu.
Dün gece, eski MÜSİAD başkanı Sayın Erol Yarar’la birlikte “Karşı Görüş” programının konuğuydular.
Güzel bir tartışma oldu. Erol Bey, müslümanın zengin olması gerektiğinden, yeni açılımlar yapması gerektiğinden bahsediyordu. Dünya’da çok büyük zenginler arasında müslüman sayısı yok denecek kadar az diyor ve yakınıyordu. Sahabelerden, Asr-ı Saadetten örnekler veriyordu.
İhsan Bey ise, müslümanın aşırı zengin olup, insanlara tepeden bakan bir bakışla hareket etmesini, 40′ta bir olan zekatı vermekle yetinmelerini (O da şüpheli bizce) yetersiz buluyor. Müslüman’ın merhamet duygularıyla varlığından diğer kardeşlerini istifade ettirmeleri gerektiğini belirtiyordu.
Sayın İhsan Eliaçık bey, tam bir Anadolu çocuğu. Belki zaman içerisinde, elinden tesbihi, dilinden tekbiri eksik etmeyen, ama mal mülk, dünyalık deyince tam bir materyalist gibi davrananları görmüş yaşamış yaşamakta olabilir. Bu da O’nu bu konuyla ilgili bir kitap yazmaya itmiş. O kitabı en kısa zamanda edineceğim. İhsan Bey’i de bizzat görmeyi çok arzu ediyorum. O’nunla istersem görüşebileceğimi, ancak, Sayın Erol Yarar’la işlerinin ve programlarının yoğun olması nedeniyle görüşmeye muvaffak olamayacağımı zannediyorum.
Sayın Erol Yarar’ı da çok takdir ederim. Müslüman girişimcilerin öncülerindendir. Girişimci olmak; mucit olmak, proje, iş,hizmet,para, ürün üretmek şüphesiz sadece gayri müslimlere mahsus olmasa gerekir. Erol Yarar da tam bunu göstermiştir yaklaşık yirmi yıldır.
Proram bittiğinde, ruhum ve düşüncelerimle kimin yanında olabilirdim. Tahmin edileceği üzere, İHSAN ELİAÇIK’ın yanında yerimi aldım. Çünkü sermaye el değiştiriyor, İslami kesime fırsatlar doğuyor, Karun gibi zengin oluyorlar, lakin diğer kardeşlerine de yardım edeceklereri yerde, çoğu onlara hava atmayı yeğliyor. Malına mal katmak için her türlü düzenbazlığa prim veriyor. Bu nasıl müslümanlıktır Allah aşkına!

Kendi kendime düşünüyorum, çok zengin olsam, çok huzursuz olurum. Milyonlarca aç sefil, kardeşimiz gecekondularda olumsuz şartlarda yaşarken, ben villalarda, köşklerde, triblekslerde yaşayıp, yiyip içip, özel şoförlü pahalı rabalara binip…Yaşamak.? Şahsen, o araba bana çuvaldız olur, o yemekler boğazıma dizilir, o kaşaneler zından olur. Son derece anlamsız siyah beyaz bir film olur öyle bir hayat.. İnsan ve müslüman olan, zenginliğiyle caka yapmayı bırakıp, Hz.Ebubekir’ce bir çömertiği örnek alıp, fakir fukara, garip gurabayı hep gözetmeli, yardım etmeli..Edebildiğininin azamisini etmeli. “insan” ve “müslüman” olmak nedir iyice öğrenmeli ve ona göre hareket etmelidir.
Üzülerek görüyoruz ki, müslüman zenginleri, kapitalist zenginlerden ayırmak çok zor hale geldi. İstisnalar hariç, müslüman zenginler, diğer insanları ve ülkelerinin refahını değil kendi heva ve heveslerini, nefislerini doyurmakla meşguller. Yani, zenginliği müslümanlığa bir bakıma tercih ederek, ŞİRK kapılarında geziniyorlar. Allah herkesi korusun.
Örnek mi çoook..!
Bir arkadaşım, çok zengin, ağabey dediği müteahhitten bir ev satın alır. Ucuza almaz ama, toleranslı alır. O müteahhit dünyada mekan sahibi olmasına yardımcı olur arkadaşın. Gün gelir, arkadaş zengin, müslüman ve hacı olan müteahhide olan borcunu kapatmak ister. Der ki: “Teşekkür ederim Hacı amca, beni ev sahibi yaptın,sana olan borcumu, her ay 500 TL ödeyerek kapatmak istiyorum. İstersen kredi de çekebilirim ama, faizi neredeyse iki katını buluyor. Ne yapayım?” MÜslüman hacımız “Evladım, benim senin parana ihtiyacım yok ama, bir alışveriş yaptık. her ay beşyüz öde 1,5 yılda bitir.Bana duayı da unutma.” demez, “Git kredi çek .” der. Arkadaş 5 milyar daha fazla öder 3 senede. 5 milyar çöpe. Neden? Zengin müslüman hacımız, elinden tutmadığından. O 5 milyar’ı çöpe atmasaydı da çoluk çocuğunun mutluluğuna harcasaydı, gelir düzeyi biraz yükseliverseydi ne olurdu? Zenginimizin parası mı eksilirdi? Elbette hayır. İşte size acı bir örnek.
Zengin müslümanlar, zenginliğin kıymetini bilmiyorlar. Cömertleşmek yerine, pintileşerek, zengiliklerini hadım ediyorlar. Bir de pintiliklerine kılıf uyduruyorlar. ”Filan zman şuna, filan zaman buna..Yardım ettik, bizi aldattı,atlattı, yardım geri gelmedi..” gibi mazeretler.Herkesi böyle kabul etmek ne kadar doğru olabilir? Bu mazeretlerle,hesap günü o mal mülk’ün hesabını vermeyeceklerini mi sanıyorlar.. İşte bunu hiç akıllarına getirmiyorlar. Bu, yukarıda da belirttiğimiz şirk’e bulaşmaya kadar dayanıyor. Yazık ki ne yazık.. Üç kuruş ve üç günlük dünya için, sonsuzluğu ateşe çevirmek.. Ne acı değil mi?
Sayın Şevket Eygi de bu ve benzer konularla, bizim cenahın kulağını sıkça çeker. Allah ferasetimizi, ihlasımızı artırsın.
Özetle, müslüman,müteşebbis, mucit, üretken, zengin..Olmalı. Lakin “müslümanca” olmalı. Paranın kölesi değil, efendisi olmalı, alicenap, cömert olmalı, bu dünyaya kazık kakmayacağını bilmeli. Aynı zamanda, mütevazi ihlaslı bir gönül adamı olmalı ki “zenginlik” denilen şeyin kıymetini bilmiş ola.
Bu düşüncelerin, sosyalizmle filan ilgisi yok. Kimse kendini kandırmasın. Asrı saadet müslümanı olamayabiliriz, ama o hayata özlem de mi duyamayız? O güzelliklere göre hareket etme gayretinde de mi olamayız? Önce müslümanlığımızı ciddi şekilde aynada görelim. Özellikle “zenginler olarak” Müslümanlığın neresindeyiz?
Selam ve saygıyla..

Leave a Reply