İBRAHİM ETHEM HAZRETLERİ (K.S)
İktidarı-saltanatı bırakıp “devleti” bulan adam
İBRAHİM ETHEM HAZRETLERİ (K.S)
Allah dostlarından olan İbrahim Ethem -kuddise sırruh-Hazretleri taç ve tahtını terk etmeden evvel Belh hükümdarı ve yeryüzünün en zengin şahsiyeti idi. Otuz adet paşasıyla sarayına girip çıkardı, mizacı da hayli sert ve haşin idi.
Bir gece sarayında atlastan yapılmış yatak, yastık ve yorgan örtüleri arasında muhteşem yatağında uyuyordu. Sarayın tavanından gelen bir gürültüyle birden tatlı uykusundan uyandı. Dinledi, tavandan tıkır tıkır sesler geliyordu. Sanki damda biri vardı ve yürüyor gibiydi. Hiddetle kalktı yatağından ve seslendi!
- Hey, kim var orada?
Bir ses geldi ve;
- Ben varım! dedi.
- Sen de kimsin, benim sarayımın tavanında ne arıyorsun? diye sordu.
- Devemi kaybettim de onu arıyorum.
Garip birisiydi konuşan.
İbrahim Ethem -kuddise sırruh- Hazretlerinin kan beynine sıçradı, şiddetle bağırarak azarladı, tersledi o kişiyi.
- Sen deli misin, budala mısın, be adam? dedi. Haydi defol oradan, sarayın tavanında deve mi aranır?
Yukarıdaki ses alaylı alaylı karşılık vererek;
- Ya siz hükümdar hazretleri, siz akıllı mısınız? Söylesene bakayım bana, o atlas yataklarda Allah-u Teâlâ aranır mı hiç? Orada Allah-u Teâlâ bulunur mu?dedi.
İbrahim Ethem -kuddise sırruh-Hazretleri bundan büyük bir ders almıştı, işin hikmetini anlamıştı.
Ertesi gün ceylan avına gider. Bir ceylanı avlamak üzere peşine düşer. Fakat bir müddet koşturduktan sonra derinden bir ses, “Sen bu dünyaya av için mi geldin?” diye seslenir. Pek önemsemez. Av peşinde koşmaya devam eder. Bu sefer ses daha yakından gelir, “Uyan uyan, uyandırılmadan evvel uyan, sen bu dünyaya av için mi geldin?” der. Biraz irkilir ama avın heyecanından devam eder, çünkü ceylana çok yaklaşmıştır. Fakat titretircesine sesi şiddetli bir şekilde yine duyar; “Ey İbrahim uyan uyan, uyandırılmadan evvel uyan. Sen bu dünyaya av için mi geldin?”
Avın peşini bırakır, bütün debdebeli hayatını da bırakır, yolda gördüğü çobana da padişahlık kaftanını ve tacını giydirir, çeker gider. Saraya bir daha dönmez, sade bir hayat içinde ibadet ve taat ile meşgul olur.
Bir gün bir deniz kenarında otururken baş vezirlerinden birisi yanına gelir;
“Padişahim neredesiniz halk sizi arıyor, sizi bekliyor.” der. Israrla saraya dönmeye ikna etmeye çalışır. İbrahim Ethem -kuddise sırruh-Hazretleri baş vezirine dönerek; “Ben hakikati buldum, beni rahat bırak.” der, vezir ısrar eder. “Hükümdarım sizin gibisini nerede bulacağız, siz hükmedin ne isterseniz yapacağız.” der. Bunun üzerine yakasından bir iğne çıkarır ve denize atar, balığa o iğneyi alıp getirmesini söyler, balık birazdan ağzındaki iğneyi İbrahim Ethem -kuddise sırruh-Hazretlerine uzatır.
Baş vezire dönerek; “Ben hükümdar iken böyle hükmedebilir miyim?” der. Baş vezir onun Allah yoluna döndüğünü ve hakikati bulduğunu anlar, ondan duâ isteyerek müsade ister ve ayrılır.
Allah-u Teâlâ, dostlarını böyle ayıklar ve kendine döndürmeyi murad ettiği kullarının kalbine nurunu akıtır. Herkes yatarken, sen kalkacaksın, herkes uykudayken sen uyanık olacaksın, herkes gülerken, sen ağlayacaksın. Yaratanın rahmetiyle af ve mağfiretini dileyeceksin ki O Sultan da bizleri affetsin.
* * *

BİLDİĞİ İLE AMEL ETMEKİbrahim bin Ethem hazretleri yolda bir taş gördü. Üzerinde, “Çevir ve altını oku!” yazılıydı. Çevirdi; üzerinde şöyle yazıyordu:
“Eğer öğrendiğinle amel etmiyorsan ne diye bilmediğini öğrenmek istiyorsun?”
Bu yazı kendine çok tesir etti. “Yâ Rabbî! Seni tanıyan hakkıyla tanıyamamıştır. Şimdi seni bilmeyen bir kimsenin hâli nasıl olur?” dedi ve çok ağladı
SEN KİMİN KULUSUN
Birgün kendisine şöyle sordular:
- Sen kimin kulusun?
Titredi, yere düştü ve kendinden geçip yerde çırpınmaya başladı. Kendine geldi, kalktı ve bir âyet-i kerîme okudu.
“Niçin cevap vermedin?” dediklerinde buyurdu ki:
- Korktum. Eğer O’nun kuluyum desem, benden kulluk haklarını ister; değilim desem, bunu da hiç diyemem.
* * *
HAMAM PARASI
Param yok, hamama girmeme müsaade etmez misiniz? demişti.
Hamamcı parasız hamama girilmez diyerek hamama sokmadı, İbrahim Edhem Hazretleri ısrar etti ise de hamamcı kabul etmedi. Boynu bükük olarak hamamdan ayrılan İbrahim Edhem Hazretleri, öyle bir bağırış bağırdı ki yer gök çın çın öttü… Bu sesi duyan halk, ağlamakta olan İbrahim Edhem Hazretlerinin başına toplanıp:
Bu kadar feryada hacet yok, hamam parasını biz verelim de ağlama!, dediler.
İbrahim Edhem Hazretleri toplanan kalabalığa şöyle seslendi:
Ey ehalî! Siz, benim hamama giremediğim için mi ağladığımı sanıyorsunuz? Ben hamama giremediğim için ağlamıyorum. Ben dünyada iken parasız hamama bile sokmuyorlar… Ya ahirette de senin cennete girecek bir amelin yok diye kapıdan geri çevrilirsem benim halim ne olur? diye ağlıyorum… Çünkü salih ameli olup oraya girmeyi hak etmeyenleri içeri sokmayacaklar, buyurdu…
- Allah’i bilip, hakkini ödememek.
- Allah’in kitabini okuyup, hakkini ödememek, onunla amel etmemek.
- Seytana düsmanligi iddia edip, onu kendisine dost ve yâr edinmek.
- Resûlüllah’a muhabbetinizi iddia edip, onu izini ve sünnetini terketmek .
- Cenneti sevdigini iddia edip cennet için amel etmemek .
- Ateşten korktugunuzu iddia edip, günahlardan sakınmamak.
- Ölümün hak olduğunu kabul etmek, fakat ona hiç hazırlık yapmamak.
- Baskasının ayıplaryla meşgul olup, kendi ayıplarını görmemek.
- Allah’ın verdiği rızkı yiyip ona şükretmemek.
- Ölüleri defnedip ondan ibret almamak.
Allah hepimizi yoluna koysun;
Bizleri sahte müslümanlardan etmesin.
Hem nalına, hem mıhına vuran münafık tıynetli olmaktan ve dolayısıyle ateşten korusun..
Ehlullah’ı bilip, anlayıp onların yolundan gitmeyi ;
Günahlarımıza gerçekten ağlama iman ve ferasetini,
Derûni olarak Rabbimize yönelmeyi,
Cümle sözde müslümanlara nasip etsin.
Hepimizi sözden öze; dünyadan rızasına ve sevgisine; mal mülk, evladu ıyal sarhoşluğundan, kanaat zenginliğine eriştirsin…
Resulüne olan sevgisini, hayatında sünnet-i seniyesine uyarak gösterenlerden eylesin…
Amin…. garip aktar

Leave a Reply