Öğtermenlik mesleği fedakarlıkla anılır her zaman.

Öğretmen, karşılıksız doğru bildiklerini, doğru tespitlerini, sevgisini verir hep öğrencilerine..

28 Yılını çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin de içinde bulunduğu eğitim camiasının içinde geçirmiş bir kardeşinizim. Öğretmenlik, okul idareciliği, sürücü kursu idareciliği ve öğretmenliği.. Tekrar öğretmenlik ve emeklilik.. yıl olmuş 2010. Başlangıç 1980. Yüksekokul öncesi Diyanet’te Kurs öğretmenliği..

Öğretmenler öğrencilerine verirken, almayı hiç düşünmezler.  “Ben bir fidan dikiyorum. Bunların yetişmesi bir süreç.. Yetiştiklerinde, samimi bir selam, tatlı bir tebessümle bana belki bir yerlerde dönerler veya ben onlarla karşılaşırım. Kazancım da bu olur. Manen haz duyarım.” düşüncesi belki akıllarından geçer.

MÜDÜRLÜK SEVDASI

Babamın arkadaşıMehmet Ulusoy Hoca “ Senin M.Ali’yi müdür yapaklım filan yerde ” demiş.. Yıl 1980. Babam da bana söyledi. 22 Yaşımdayım, gencim, güçlüyüm, idealistim. “Olur” dedim. Çıktım yola. Okulu görmeye. Zonguldak Kumluca Ortaokulu.. Gittim baktım. 5 Odalı tek katlı bir ev. İçim ısınmadı. atama da yapılmıştı galiba.

Aklıma girdi ya bu iş..  Karabük İ.H.L.’de görevliyim. Bizim kıymetli öğretmen arkadaşlar da “Müdürük mü?” “M.Ali Bey müdür mü olacakmış? Heh hee.. “  Derlermiş arkamdan. Şimdiki aklım olsa sinek vızıltısı gelirdi.. daha toyuz. Alınıyoruz tabi. Öğretmenliğimin ikinci yılı..

                                                                                                                            *        *       *

Askerden yeni gelmiştim. Saçlar iki numara..

O zamanın çok sert ve yanına girmeye herekesin cesaret edemediği Zonguldak Millî Eğitim Müdürü Mustafa Turan’ın makamına çıktım. “Ben müdürlük istiyorum komutanım!” dedim. (askerden her yeni gelen çoğu zaman böyle yapar) Güldü. Düzelttim ama işten geçti:))

Beni azimli görünce,  Yusuf Aydoğan’ın eğitime başlatıp, şube müdürü olmasıyla boşalan Gelik ayiçi 100. Yıl Ortaokulu müdürlüğü boş. “Yapabilir misin?”  Dedi. “Olur yaparım efendim ” dedim.

Okula gittim. 400 öğrenci, 2 hizmetli, 6-7 öğretmen.

Kafaya koydum ya. İstedim tayinimi. Ve atamam yapıldı.

1981 yılının Ekim aylarıydı galiba.

Bir hafta hiçbir şey yapmadım, söylemedim. Sadece gözlemledim. Durum tespiti yaptım. Çocuklar, okul önünde sıra oluyormuş gibi.. Ama tamamen karışık. Md. Yardımcısı Doğan Soyertaş.

Cuma bayrak töreninde bir konuşma yaptım. Açıklamalar yaptım.

Olaya çok hızlı ve sert giriş yaptım galiba. 22 Yaşında zıpkın gibi bir müdürüm.

 

Tecrübem yok, toy’um ama gençlik eğitimimizi iyi almıştık.. Kişisel gelişim, iş idaresi, politik duruş, dünya ve ülke gündemini takip ve sağlıklı yorum yapabilme, teşkilatçılık, davranış bilimleri.. Gibi konularda donanımlıydık. İşi bu yönden kurtarıyorduk:))

Lakin, öğrencilerden çok öğretmenlerden tepki aldım. “Bu da nerden geldi başımıza” der gibi hareketler..vs. Onlar da daha yeni (stj. Öğrt.), biz de onlardan bir yıl kıdemliyiz. İlk atandığı yer burası arkadaşların. Kendi aralarında kanka olmuşlar ama okul, eğitim, öğretim , başarı, gayret de gerekli. Tabi ikazlar. Selamlar saygılar, beraberinde sinir harpleri..Filan…

Öğretmenler kurulunu topladım. Ciddiyet, disiplin, Millî Eğitimin amaçalı doğrultusunda eğitim ve başarı istediğimi ifade ile onları da dinledim.Kararlar aldık. Ama millet tepkili..

Lakin artık herkes sınıfının bulunduğu yerde sıra oluyor, geç gelme, aşırı davranışlar vb. yok oldu..

Bu arada  Doğan Soyertaş da askere gitmez mi? Yapayalnız kaldım. Şeref Aslan öğretmeni yardımcı yaptım..

Okulun ihtiyaçları noktasında, Gelik Bölüm Başkanı Maden Müh. Cevat Şahin  çok destek veriyordu. Muhit Türkiye’nin en önemli Maden ocaklarının bulunduğu önemli bir bölge. Yemyeşil. Güzel. Lakin dağlara yaslanmış gecekondulardan kurulu dağınık bir belde.Zonguldak yaklaşık bir saat. Yollar yapılıyor tekrar bozuluyor. zemin hareket halinde. Benim çoluk çocuk Karabük’te. Karadon’da misafirhane’de kalıyorum. Hafta sonları Krabük’e buharlı trenle gidiyor geliyorum. Mazotlu makina varsa seviniyoruz. On kadar tünelden geçiyoruz. Eve vardığımda zenci gibi değilse de, Hint esmerleri gibi oluyoruz. Bu durum 4 ay kadar böyle devam etti. Ama bana vız geliyor. Çünkü bir okul kuruyorum yeniden.. Artık MÜDÜRÜM:))

FARELERLE YOLCUĞUN TADINA DOYUM OLMAZ:)) !!

Karabük’e trenle gidip geliyoruz. Yolculuk tehir olmazsa 4 saat civarı. Tehir olur, yol bakımı olur vs. 6 saate de çıkar yolculuk zamanı.

Yine bir Karabük yolculuğu..

Çocuklardan, Fatih3 yaşında, Faruk 1 yaşında var yok.. Karabük’e trenle ve çocuklar kucağımızda gidiş gelişlerimiz, gece yolculukları. Buharlı tren.. Çuf çuf.. eder gider.. Bir defasında, gece yolculuğu sırasında kompartmanda sadece eşim ve çocuklar biz varız. Mevsim kış. Kaloriferler yanıyor. Bir tıkırtı duydum ayağımın altında. Baktım fare. “Ayaklarınızı toplayın fare..!” demeye kalmadı arkasından bir daha, arkasından bir daha, bir daha, bir daha.. Meğer fare yuvasıymış bizim kompartman. Dışarı çıkıp koridora bakıyorum, hiç bir görevli yok. Elimizde bir şey de yok. Korkmuyorlar da farecikler. Yüz versek kucağımıza doğru gelecekler.. Ayaklarımızı toplayıp fare kovalamak/kişelemekle Karabük’e vardık ama siz bize sorun.. Çileye bakar mısınız? İlyas Caymaz olsaydı “Çileeeeee…” diye çekerdİ:)

BANA DESTEK VERENLERİ MİNNETLE ŞÜKRANLA  ANIYORUM

Bölüm şefi Bahri Yıldırımın, yine şef Satılmış Harmankaya’nın, Şahbender yavuzarslan’ın, Şevket Yavuzarslan’ın, Oruç Çavuşun çok destekleri vardı bana. Veysel Başkan ilk zamanlar iyi davrandı. Sonra ne oldu bilmiyorum, galiba işleri bozulmuştu okuldan desteğini çekti. Bana da mesafeli hale geldi. Bir gerginlik de olmuştu herhalde.. Detayları hatırlayamıyorum. Çünkü iki şeyi çabuk unuturum:1-Yaptığım iyiliği, 2-Bana yapılan kötülüğü. “Galibiyetlerden KANUN;  mağlubiyetlerden DERS çıkarma gayreti içinde oldum her zaman.

Daha sonra, Mehmet Kargıdan, Fehmi Cesur, Rauf Cesur okul dernek ve aile birliğinde görev alıp çok katkı sağladılar… Rahmetli Ali Muhtar da hoş bir insan idi. Hacıydı, Mertti. Onun gelmesi beni rahatlatıyordu. Kızı da bizdeydi tabi. Hacer Caymaz. Bir de komşu Çakıcı vardı. Hem komşum hem veli’m. O da kontrolvari, eli arkasında bazen okula gelirdi. Severdim O’nu da..

ZORLUKLAR, KITLIKLAR ÇEMBERİNİ YARA YARA İLERLERKEN..

Zaman ilerliyordu.. Eğitim öğretim iyi gidiyordu..

Lakin öğretmen arkadaşlar nedendir bilmiyorum, belki hızıma yetişemiyorlardı, Bana samimi gelmiyorlardı. Ben sert görünmeme rağmen, müşfik ve canayakın, espritüel, CANDAN bir insan oldum hep. Ama arkadaşlarla ekip çalışması konusunda ilk zamanlar çok zorluk çektim. Kendimi, 3×4 m. odamda yalnız hissediyordum çoğu zaman. Hatta ağladığım günler olmuştur.

Belki onların da bir kasıtlı halleri yoktu. Ama Arkadaş neden olamıyorduk..? Galiba doku uyuşmazlığı deniyor buna..

Neyse zamanla bunları da çözdük. Konya’dan, bir şube md. bize öğretmen olarak atanmıştı. Hüseyin Yılankaya.. Olgun, ağırbaşlı, iyi bir arkadaştı. Onun odama gelip bir çay içmesi beni sevinçten uçuruyordu. Ama çaktırmıyordum tabi:)) Yeni başka öğretmenler de geldi. Kadro çoğlınca, tabir caizse eski koloni etkinliğini kaybetti. Psikolojik çatışmalar önemli ölçüde bitti.

BAYRAM TÖRENLERİ BİR BAŞKA OLURDU GELİK’TE

Gelik’te iki de ilkokul vardı. Ayiçi İlkokulu Müdürü Hasan Çoban annemin köyünde yıllar önce öğretmenlik yapmış, Osman Dayımın da öğretmeni. Dost bir insandı. Gelik İlkokulunu Müdürü Muzaffer Bey  sonrasında Cahit Albayrak Bey de öyle, Çok iyi diyaloğumuz vardı kendileriyle.. (Onları ve herkesi çok özledim. Gözlerim buğulandı şimdi).

İki ilkokul, bir ortaokullu bir belde. Bayramlarda muhtar Caymaz ve Danacı ile protol oluşturur, halkı selamlardık. “Bayramınız Kutlu Olsuuun..!” :) )

Hitabetim iyiydi, Bayramın protokol konuşmalarını naçiz şahsım yapardı.

Öğrenciler cıvıl cıvıl.. Öğretmen arkadaşlarım, fedakarca, günlerce bayram hazırlığı yaparlardı. Hele 19 Mayıslar bizim prestij bayramlarımızdı. Emin Bey, Cevat Bey, İsminur Hanım ve diğerleri  çok gayret ederlerdi Allah için. Onları buradan saygıyla anıyorum.

Bando takımı kurmuştuk, çalıştıracak kimse yok. Ben Ortaokulda BORUCUYDUM. Aklımda, 3. marş, 6. marş ve İskoç marşları duruyordu. (Hâlâ aklımdadır). Takımı bizzat kendim çalıştırdım. Bayramlarımız, muhteşem Bando Takımı öncülüğünde yürüyüşle başlardı..

Okulda bir de basılı gazete çıkarmıştık. Özel emeğim çoktur. Öğrencileri teşvik eder, yazılarına başlangıç yapardım. Düzeltirdim. Tashih ederdim. Zonguldak sendika başkanı Rahmetli Şemsi Denizer’e gittim. Sen de eski bir Geliklisin. Bize Yardımcı olur musun dedim. Rahmet olsun, sendika matbaasında ücretsiz gazeteleri basardık. Getir götür işleri de bana aitti.

Voleybol takımımız da vardı. Zonguldak’a giderdik maçlara. İddialı maçlar yapardık.

Bir gün akşam üzeri İsminur Hanım ve bir kaç öğretmen arkadaş, tek katlı binanın önünde oturuyoruz. O arada yangın tüpü aklıma geldi. Bir uygulama yapalım dedik. Galiba eskiydi. Bir yerden bedava bağış almıştım herhalde.  Basınç ayarı nerde, hortumu nerden tutalım filan derken tüp birden harekete geçmez mi?  Patlıyor galiba deyince herkes kaçıştı. Ben de tabi. O zaman da kısmen kiloluydum. İsminur hanım filan, “müdür bey sizin bu kadar hızlı koşacağınızı hiç tahmin etmezdik.” diye espriler yapıyorlardı. Hepimiz değirmende un çuvallarının arasından çıkmış gibi bembeyaz olmuştık. Gözlerimiz görünüyordu sadece. Herkes birbirine bakıp kahkahaya boğuluyordu.

VALİ TEVFİK BAŞAKAR’IN OKULUMUZU ZİYARETİ

Müdürlüğümün 2.veya 3. yılında Zonguldak’tan bir haber geldi:”Vali Tevfik Başakar, Cuma günü okulunuzu özellikle ziyarete gelecek.” diye.

Paçalar tutuştu..

Hadi bakalım Nevzat, Mehmet, Yusuf.. Bunlar hizmetliler.. Onlarla ben de çalışıyorum.. Öğrenciler de seferber..

Vali geliyor Vali…!

Vali Başakar sert mi sert bir vali. Atom Karınca diyorlardı. Kısa boylu, hareketli, saçsız, gözlüklü bir Vali. Bazı müdürleri , öğretmenleri suç üstü yapıp azarlayıp dövdüğü, açığa aldığı; bazı karakollara tebdil kıyafetle gece baskınları yaptığını duyuyorduk. Bir efsane vali işte..

Bu vali bizim okula gelecek. :) )

Sakindim. İyi bir mıntıka yaptık. Herkes seferber. Labaratuvar dahil, tuvaletler, tuvalet camları dahil, temizlikten öte hijyene geçtik. Bir de brifing hazırlığı yaptım. Hazırız.

Vali Beyin geliş haberini aldık.

Tüm personel ve öğretmen bahçe kapısı girişinde içtimadayız. Askeri düzen. 12 Eylül rejimini yaşıyoruz zaten.

Nihayet geldi valimiz.  En başta ben kendimi tanıttım. Tüm öğretmenler ve personel de aynı. “Buyurun Efendim” dedim.

Okulda, sınıfların bir kaçına tuvaletlere baktı.

İçimden şöyle geçiriyorum: “Bunca çaba ve samimi gayrete rağmen  bir bahane bulup bana hakaret edecek olursa Sayın Vali, derhal istifa mektubunu bizzat kendisine vereceğim. Bunda çok ciddi ve kararlıyım.”

Çevrede Valiyi çok sert ve efsaneler  yaşattıran bir vali  olarak duyuruyorlardı. Herkes korkuyordu. Tabi ben de..

Neyse..

Bir kapıyı daha açmak istedi, açılmadı. Labaratuvar odasıydı. Hemen anahtarı getirdik. bu arada sert bir şekilde “Neden kapalı burası?” diye gürledi vali.. Hemen açtık.. Pırıl pırıl. Demirbaşlar, malzemelerin yerleşmesi, numaralanması, temizlik..4×4 memnun oldu tabi.

Fen Bilgisi öğretmeni Saim Caba’yı da buradan sevgi ve saygıyla anıyorum.

 

Sayın Vali’ye  buyurun dedim koltuğumu verdim. Oturmadı. Benim yerimde oturmamı istedi. Tabi ben oturuyorum ama iğneli fıçıda oturuyorum adeta… Başarı durumu hakkında bilgi verdim. Konuşmalar..

Bayrak törenine geçtik. Müzilk öğretmenimiz yok. İstiklal Marşını çoğu kez İsminur Hoca söyletrirdi. Ogün bana düştü bu iş. Sayın vali konuşmadı. Ben öğrencilere hitaben kısa bir konuşma yaptım,” hoşgeldiniz” dedim.

Sonra, askerliği sevdiğim için sert ve gür bir sesle “rahat hazırol..! Dikkat..!” İstiklâl Marşı..

Bizim fırça atacağından korktuğumuz vali, bizi tebrik ederek ayrılırken “özellikle KOMUTLARIN için tebrik ederim.” dedi.. Gönderdik.. Bir derin nefes almıştık.. Bir günlük adrenalin de böyle yaşanmıştı…

Daha sonra Vali Bey’le diyaloğumuz devam etti. Meğer değerli, gerçekten vatansever, iyi yürekli bir valiymiş. 1990 yıllarında merkez valisi iken ziyaret ettim. yemeğini yadim. Çok şeker bir insandı.. Bir süre telefonlarla diyalog devam etti, irtibat kesildi.. O’nu saygıyla anıyorum.

DOĞAN’IN ETTİKLERİ

Doğan Soyertaş, kısa dönem askerlik yaptı geldi. Rahatlayacağımı ümit ediyordum. Kadro O’nun üzerinde olduğu için yeni atama da yapamadık. Arkadaşlarla görevlendirmeli filan işi götürdük O gelinceye kadar.

Doğan Bey’le ilk karşılaşmamızda milli eğitim müdürlüğüne gittik. Orada konuşma uslubuna baktım. Bana göre değil. Dik gidiyor. Çok biliyor. Biraz sanki çok bilmiş. Filan…Benim mizacımın tersi. Ben disiplini ciddiyeti seven, mütevazi, canayakın, uyaroğlu bir kişiliğim.

Asker dönüşü çok geçmeden problemler başladı. Ayiçi’ne dükkan açtı. Para kazanmak istiyordu. İyi de, bana biraz ters geldi bu iş. Ama yine de destek verdim. O ayiçi’nde oturuyordu, ben İnağzı’ndan gidip geliyordum. Ben akşam üzeri okuldan ayrılıyorum, oradaki halkla tamasım diyaloğum, onlar kadar değil.

Bu durumu aleyhime kullanma, beni refüze etme, odasında kahkahalar, çaylar kahveler misafirler..vs. Bütün bunları bana psikolojik baskı olarak kullanmaya başladı. Stajyerliği de yeni kalkacaktı.

Bir gün nedenini hatırlamıyorum, aramızda sinir harbi gün yüzüne çıktı ve , iyice zıtlaştık. “çarpışan iki ordu, galip de olsa, mağlup de olsa yıpranmıştır.” özdeyişinde ifade edildiği gibi, ikimiz de yıpranıyorduk. Ben duygusal yapımdan dolayı daha çok yıpranıyordum. Üzülüyordum. Belki ağlıyordum. Öyle ki aile yaşantımızı da olumsuz yönde etkiliyordu bu gidişat. O, velilerden  bazılarını çağırıyor, odasında saatlerce sohbet v.s okulla, idrecilikle ilgi  yok gibi..

Bir gün hüzünlü, buruk, nemli gözlerle eve vardım.

Abdestimi aldım, seccademi serdim. Namazı müteakip, ellerimi açtım. “Ya Rabbi beni bu Doğan Soyertaş zilletinden kurtar…derken galiba ağlıyordum..

İşe bakın şimdi..

Bir gün sonra okula vardığımda, öğleye doğru posta geldi. Açtım. Doğan Soyertaş’ın Çaycuma Perşembe Ortaokulu Fen Bilgisi öğretmenliğine ataması yapılmıştı. Zerre kadar ne haberim, ne dahlim var veya olmuştur.  Ama nasıl seviniyor şükrediyorum. Dualarımın kabulünden dolayı mutluydum.Tabi tebliğ ettik. Koskoca Doğan Bey’in tayini habersiz, aniden nasıl yapılırdı? Ayıp.. !

Doğan Bey ateş püskürüyor ve “bunu siz yaptınız ” diyor.

Alakası yok.

Hafta sonu da veli toplantısı var. Gün önceden belirlenmiş. Doğan Bey  bu arada Gelik Ayiçi’nde halka adeta anonslar yapıyor. Malum avantajlarını kullanıp, beni psikolojik olarak olumsuz yönde etkilemek istiyor.

Veli toplantısı yapıyoruz.

200 dolayında veli var. Katılım çok iyi olurdu.

Konuşmalar, notlar, brifingler, seminerler.. Neyse toplantı tam bitmek üzere, herşey yolunda, millet  “Allah razı olsun müdürüm. Siz bizim için şanssınız. Biz her türlü fedakarlığa hazırız..” mealinde mutad iltifatlarını yapıyorlar.. Her şey yolunda.. iken.. Kapıdan pat diye Doğan Bey geçti. İzin filan istemeden, agresif biçimde kürsüye yöneldi. Başladı konuşmaya. Herkes dondu kaldı. “Benim tayinim çıktı. Bu tayini çıkartanları ben biliyorum (derken bana bakarak milleti kışkırtiyordu). Tayinim şuraya çıktı filan.. Konuşmayı bitirdi.

Ben aldım mikrofonu, dikkatli, sakin şekilde arkadaşın sinirli olduğunu.. Anlattım. Olayı yatıştırıncaya kadar akla karayı seçtim.

Tüm kadro 20′li yaşların başlarında olunca, böyle sorunlar çıkıyor. Şimdi düşündüğümde, benim de hatalarım olmuş, diğerlerinin de. Çok yersiz ve sorun yapılmayacak durumlar..  Gülüyorum..Toyluk diye buna derler herhalde.

Şimdi Doğan dahil tüm arkadaşları çok özlüyorum, görüşmek, belki o günleri hatırlayıp gülüşmek, helalleşmek istiyorum. Günah keçisi olacaksam olayım. Ama dünya gezegeninde ismim anılınca yüz buruşturan bir tek kişi olsun istemiyorum çünkü..

İşte hayat böyle.

Sevgili öğrencilerimiz de cıvıl cıvıl derse girip çıkıyorlar, eğitim öğretim devam ediyor. Ama işin bir de mutfağı var. Çilesi yani..

ŞEREF ARSLAN, A.İHSAN İNCE, AHMET OLGUN DOSTLAR..

Bu ismini andığım arkadaşlara, her zaman şükran borçluyum. Bana Her biri öğretmen olarak, Md.yrd. olarak çok yardımları katkıları olmuştur. A.İhsa İnce ile Karabük’te olduğu için görüşüyoruz. Diğer arkadaşlarla görüşemiyoruz. Keşke görüşme imkanımız olsa..

30 yıldır 2 defa gidebildim Gelik Ayiçi’ne..

Oraların,  idareci olarak ilk görev yerim olduğundan özel bir önemi vardır benim için.

Fotoğraflara bakıyorum.  Canım öğrencilerim. pırıl pırıl.  başlarını şefkat elimle okşamak isterdim. Şimdi Face Book’tan mesajlarını alıyorum. Çok seviniyorum ve diyorum ki : SİZİN İÇİN BUNCA GAYRET, ÇİLE VE IZDIRABA DEĞERMİŞ.. helalı hoş olsun.. HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM VE GÖZLERİNİZDEN ÖPÜYORUM.

Öğrencilerim, beni çok yormadılar. Onlarla nice bayramlara, sosyal faaliyetlere, tiyatrolara, okul gecelerine imzalar attık.

Gelik EKİ Sinemasında çok güzel tiyatrolar, programlar düzenlerdik. Ömer Seyfeddin’in TOPUZ adlı hikâyesini tiyatroya uyarlayıp oynamıştık. Keratalar, değme tiyatroculara taş çıkartıyorlardı. Tiyatro hazırlıklarını Daha sonra, Zonguldak Mahalli idareler müdürlüğü yapacak olan Yetkin Dilek Abi’yle yapardık. O da bana yardımcı olurdu..

Şu kadar sıkıntıya rağmen Gelik Ayiçi 100.Yıl Ortaokulu öğrencileri o dönem (1980-1984) bana ciddi bir sıkıntı yaşatmamışlardı. Mezunlarımız gittikleri Kilimli Lisesi olsun, Çelikel Lisesi olsun veya diğer liselerde hep bizim göğsümüzü kabarttılar. Gelik dağlarındaki bu okul, artık başarılı ve gözde bir okuldu lise müdürleri gözünde. Bana da bu yetiyor mutlu oluyordum. Bu mutluluğu yaşatan öğrencilerimle hep gurur duydum. Hâlâ da öyle..

Şimdi yine bir araya geliyorlar. Hocalarını arayıp soruyorlar. Beni de tabi.. Biz onları KALİTELİ İNSAN olarak yetiştirmişiz demek ki. Bu onur da bize yeter.. 

 

ÖĞRENCİLERİMDEN ALDIĞIM MESAJLARDAN BAZILARI:

Ahmet Kaya 13 Mayıs, 00:34
 
Hocam ellerinizden öperim ahmet kaya ben siz hatırlamazsınız ama ben sizi hiç unutamam allah sağlık sıhhat versin kendinize iyi bakın hocam .
 
 

Hacer Caymaz Baştuğ

HOCAM, TEKRAR HOŞGELDİNİZ,KALDIĞIMIZ YERDEN HAYATIMIZA….YILLAR SONRA SİZİ BULMAK ÇOK GÜZEL.. BİLDİĞİMİZ GİBİ,AYNI DURUYOSUNUZ….ÇOK SEVİNDİM,HAYATIMIZDA YERİNİZ FARKLIDIR,HER ZAMAN KONUŞURUZ ARKADAŞLARLA….İNŞALLAH SİZ DE BİZİ HATIRLARSINIZ..?..SAYGILARIMLA….

Hacer Caymaz Baştuğ 10 Mayıs, 01:35
DEMEK Kİ SİZDEN ALACAKLARIM VEYA ALACAKLARIMIZ DAHA BİTMEDİ.NEYSE UZATMAYAYIM,BİZİ HATIRLAMANIZ BİZE JEST OLUR…BİZ İSE SİZİ ZATEN UNUTMAZDIK…YERİ BELLİ OLAN,İZ BIRAKAN OLMAK,HER İNSANIN HARCI DEĞİLDİR,ZAMANLA BUNU DA ANLADIK…SİZ İZ BIRAKMIŞSINIZ HEPİMİZDE..ŞÜKÜR Kİ TANIDIK..
————–
KISACA ANLATIRSAM,BANKACI OLDUM,PAMUKBANKTA ÇALIŞTIM AMA ŞARTLARINDAN MEMNUN OLMADIĞIM İÇİN AYRILIP,KÜÇÜK BİR MAĞAZA AÇTIM…8 YILDIR İŞLETİYORUM…18 YILLIK EVLİYİM VE 1 OĞLUM VAR ALLAH BAĞIŞLARSA….
BİZİM SİZİ HATIRLAMAMIZ VE UNUTMAMAMIZ ÇOK DOĞAL VE YERİNDE….ÖNEMLİYDİNİZ….MESELA BENİM O KADAR ÖĞRETMENİM OLDU,EKLEYEYİM,BULAYIM DİYE DÜŞÜNMEDİM FAZLA İNANIN
.AMA MÜRSEL SİZDEN BAHSEDİNCE,ONA CEVAP YAZMADAN SİZİ EKLEDİM.ÇOK MUTLU OLDUM
,
 
Ahmet Kaya 13 Mayıs, 21:10
hocan ben sizden sağlam durmayı ciddiyeti öğrendim allah ayağınıza taş değdirmesin. hocam ben akçakocada yaşıyorum ideal isimli bi yerel gazete ve melek reklam adında işletme nin sahibiyim şehir bilbordlarını kiralayıp tasarım yapan bi iş birgün yolunuz veya bi işniz düşerse çok büyük mutlulşuk duyarım hoşçakalın

 

 

Mürsel Çelik 05 Mayıs, 01:32
Sevgili Öğretmenim,
Diyerek başlamak istiyorum.. Siz 1983-1986 senesinde Gelik Ayiçi 100.yıl ortaokulunda okuduğumda okul müdürümüz ve Türkçe öğretmenimizdiniz..(İnşallah yanılmıyorumdur).. Sizlerinde izni ve arzusu olursa sizlerle görüşebilmek istiyorum..

 

Mürsel Çelik 05 Mayıs, 02:22
Sevgili Öğretmenim,
O dönem biz 2 şubeli idik. Ben o dönemin mezunlarının büyük bir çoğunluğuna ulaştım.. Hatta facebook üzerinden grup kurup insanların birbirleriyle iletişim kurabilmesine yardımcı oldum.. Hâlâ hepimiz diyoruz ki, ortaokul hayatımızda derslerimizde bize en çok hayat dersi veren, bizim üzerimizde iz bırakan, en hatırlanası öğretmenimiz oldunuz. Ben de yıllardır İstanbul’dayım ve birçok arkdaşımızda burada..Ve biz o dönemin mezunları olarak Haziran sonu veya Temmuz başında Gelik’te toplanmayı arzuluyor ve planlıyoruz.. Bu toplanmada bulabildiğimiz öğretmenlerimizinde bulunmasını çok istiyoruz. Sizinde bizlerle olmanız bizi mutlu edecektir. Bir çok arkadaşımız çok güzel yerlerde ve en önemlisi herkes hayatını sürdürüyor.. Ve merak ediyorum beni sizde hatırladınız mı? O dönemden kimleri hatırlıyorsunuz..
Facebook ‘ta kurmuş olduğum grupta sizin inanılmaz çabanızla sadece üç sayı çıkarabildiğimiz 100. Yıl’dan Sesleniş Gazetesinin 1. sayısının resimlerini görebilirsiniz.
İzninizle blogunuzda olan bizim döneme ait resimleri paylaşacağım.. Facebook’taki arkdaşlık davetimi kabul ederseniz hemen hemen herkes sizi görecektir.
Selam, Sevgi ve Hürmetle ellerinizden öperim..Sizlerde Allah’a emanet olunuz..
——————-
 
Bircan Çelik Öncü senin fotoğrafına yorum yaptı:

“Alllah razı olsun hocamm sizden…bizim yetişmemizde büyük payınız var yanii..biliyosunuz karakterler küçük yaşta elde edilir…bizde yanınızda büyüdük..çok şeyler öğrendikk..ne mutlu ki bize burada buluştuk…R abbim ömür verdiği sürece de görüşürüz inşallah…”

 
 
Derya Sözbir Nazioğlu 14 Mayıs, 17:58
MERHABALAR HOCAM ÇOK ZAMAN GEÇTİ AMA SİZ HİÇ DEĞİŞMEMİŞSİNİZ HİÇ DEĞİŞMEYİN GÜZEL DİLEKLERİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM SAĞLIKLI VE MUTLU KALIN SAYGILAR…
 
 
 
Yaşar Bitiş 10 Mayıs, 17:16
merhaba müdürüm ben gelik ayiçi ortaokulundan 130 numaralı yaşar bitiş sizi görmek çok güzel
 
 
 
Sibel Öztürk Aras 11 Mayıs, 16:03
Hocam merhaba, yıllar sonra sizinle görüşmek beni çok mutlu etti. Belki beni hatırlayamazsınız Gelik’te sizinle bir yıllık dönemimiz oldu. Biz her ne kadar sizinle eğitim hayatımızda kısa bir süre geçirsekte ağabeyim Bülent ÖZTÜRK’le 3 yıl boyunca beraberdiniz. Sizler emekli olmuş olmalısınız bizlerde 35′li yaşlara dayandık evlendik çocuklarımız oldu. Hocam Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsünde şef olarak görev yapıyorum. Ağabeyimde Zonguldakta Tarih öğretmeni olarak görev yapıyor. Ama şundan eminimki bu süreçlerde önümüzde sizler örnek olarak bizim hayatımıza yön vermemize hep vesile oldunuz. Eğer hocam müsait olduğunuz ya da uygun göreceğiniz bir yerde görüşmek isterim. tabi diğer Gelik’te okuyan arakadaşlarımızla. O ellerinizden şimdiden saygıyla öpüyorum. Kendinize çok iyi bakın. Sibel ÖZTÜRK ARAS
 
merhaba hocam,yıllar sonra sizi görmek çok mutluluk verici,temizlik ve disiplin adına çok şey öğrettiniz bize.rabbim sağlıklı uzun ömür nasip etsin sizlere…
Çarşamba, 16:04 ·
 
ALEYKÜM SELAM HOCAM.. HAKKINIZI HELAL EDİN.. ÇOK EMEĞİNİZ VAR ÜZERİMİZDE. VEDE ANILARINIZI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUZ . ALLAHA EMANET OLUN SAYGILARIMIZLA..
Dün, 17:52 ·
 
HEPİNİZE ÇOK TEŞEKKÜRLER SEVGİLİ ÖĞRENCİLERİM. RABBİM YÂR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.. HEPİNİNİZİN GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM..
 
Not:Hepinizi ayrı ayrı hatırlayamıyorum. 38′li yaşlara gelmişsiniz.  Dolayısıyle, mesajlarınızla birlikte varsa ortaokul fotoğraflarınız gönderirseniz sizi daha çabuk hatırlarım.. Selam ve dua…
 
——————————————————————————————————————
 
 

BİLGİ:

M.ALİ AKTAR’IN HAYAT AKIŞI:

1-1959 kARABÜK EFLÂNİ BOSTANCILAR kÖYÜNDE DOĞDU

2 -İlkokulu köyünde okudu,

3-Ortaokulu Karabük F.Çakmak Ortaokulunda okudu,

4-Lise- İzmit  İ.H.L 1976

5-Ankara Kalecik Satılar Köyü Kur’an K. Öğrt. (takdirname)

6-Konya Selçuk Eğitim Enst. 1979

7-Tekrar Diyanet..Safranbolu Merkez K.K Öğrt._ Cuma vaazları 1980 (takdir)_Evlilik..1980

8-Karabük İ.H.Lisesi Türkçe öğretmenliğine yatay geçiş..1980

9-Karabük İ.H.L. Türkçe öğretmenliği 80-81

10-Askerlik (kısa dönem) 1981

11-Askerlik dönüşü Kilimli Gelik Ayiçi 100.Yıl O.O Müdürlüğü 1981 (Takdir)

12-Karabük İ.H.L. Safranbolu Şb. Türkçe öğret_1985

13- Safranbolu Lisesi Ortaokul bölümü Türkçe öğrt.1986

14-Safranbolu lisesi_Öğretmenlikten İstifa.1988

15-Türkiye’nin ilk 40 sürücü kursundan birinin kurucularından biri ve müdürü_1988

       Günlük yerel gazetelerde yazılar..

16-Sürücü Kursundan ayrılış_1992

17-Aktar Kuyumculuk_Karabük 1992

18-Karabük Aktar oto Kuaför_1993

19-Karabük Oto Center ortaklığı .. 5 Nisan kararları ekonomik çöküş, manevi çözülüş..

20-İstanbul BİLTEK özel Üniversitesi(Amerika-İngiltere Bağlantılı) işadamı S.Özdemir’in  özel kalemi 1994 (3 Ay)

21-Öğretmenliğe dönüş,Kasım_1994 Safranbolu Ünsal Tülbentçi İ.Ö.O.(Takdirname)

      * İlk kitabım TOPLUMUN RENKLERİ yayınlandı ve bizzat tarafımca dağıtımı yapıldı.

      *İkinci kitabım TİCARETİN ABC’Sİ yayınlandı ve bizzat dağıtımı yapıldı.

22-Ücretsiz 6 aylık izinle İstanbul, Güneşli Koleji Türkçe öğrt.1988

23- İstanbul Bağcılar Orhangazi Lisesi Edebiyat Öğtr.1999

24 Bağcılar Mahmutbey Lisesi Kurucu Müdürlüğü,2001 T(akdiname-Teşekkürname)

      Manevi çözülme sinyalleri..

25-İst. Bağcılar Stajyer öğretmenleri yetiştirme Kurslarında Türk Dili hocalığı görevi

26-İst. G.O.Paşa Cumhuriyet İ.Ö.O. Türkçe öğrt. 2004

       *Üçüncü kitabım SÖZLERİN RENKLERİ’ nin yayınlanması(1.Baskı) ve tarafımdan dağıtımı_.2006

27-Emeklilik 2007 (Valilikçe Hizmet şeref Belgesi)

       Ekonomik çöküş..

       *Sözlerin Renkleri 2. baskı. Bizzat  tarafımdan dağıtımı yapıldı.2009

28-Sultangazi İlçesi Belediye Meclis Üyesi Adaylığı. Seçimler..2009

        *Sözlerin Renkleri’nin  Sultangazi Belediyesi Kültür yayınları arasında  yayınlanması._2010

        *Halen Bağcılar Eğitmenler Sürücü Kursu Müdürü _2008..

29-Eski öğrencilerimden sesler gelmesi (Mayıs_2010)

30- N.Fazıl misali Hayata yeniden başlamak.. Yeniden doğuş. Maddi sorun çözümleri manevi aydınlığı yakalama çabaları.. YENİDEN DOĞUŞ. ARTIK YALNIZ OLMADIĞIMI BİLİYORUM. DÜNYA ÇOK DA KÜÇÜKMÜŞ..RABBİMİZE VE RESÛLÜNE YENİ BOYUTTA YÜRÜMEK..14 MAYIS 2010_04.00