Çocukluk Arkadaşım Hüseyin Korkut..

  

                Bu yazımda, blok sayfalarımı en iyi şekilde takip ettiğine inandığım bir çocukluk arkadaşımdan bahsedeceğim. Hüseyin Korkut’tan…

 

                  İlkokula giderken, köyümüzde, kış aylarında don üstünde (betonlaşmış donmuş kar üzeri) kayığa binerdik. Bu kayık sefası saat 10′a kadar sürerdi.. Çünkü don çözülürdü. Kayıklar gitmez olurdu o zaman..Sabah erkenden bu kayığa binme işi için kalkardık.. Sabah namazı vakti, evin saçaklarına bakardık. Yukarıdan aşağıya buz saçakları sarkmışsa, sevinçle kalkardık. Çünkü anlardık ki, kar donmuştur. Sıfır asfalt gibi olmuştur. Her yerde kayığa binme imkanı var. Sabah erkenden ıslıklarla haberleşir toplaşır, taa uzak tepelere kayığa binmek için tırmanırdık.. Kimler olmazdı ki.. Hasan, Hüseyin, Ahmet, Rüştü, Ali,.. Ve ismini sayamayacağım bir kalabalık.. Kayığı şimşir ağacından yapılanlar, daha hızlı idiler.. Kirenden vs. yapılanlar geride.. Eller ayaklar donmuş, kimin umurunda…

               Don olmadığı zamanlar, köyün muhtelif müsait yerlerine ayaklarımızla özel kayak yerleri yapardık.. Akşam donma başlardı o zaman da. Dolayısıyle akşam geç saatlere kadar kayık sefası yapardık…

              Yazları bir başka neşeli olurdu köyümüz.. Karabük’ün Eflani ilçesine bağlı Alifakaoğlu köyü.. Yemyeşil kırların bağrındaydık.. Sığır koyun güderdik. Sığırda, küçük sülük kabuklarını toplayıp dam oynardık.. Toprakta, küçük altı adet simetrik oyuklar açılarak oynanan bir oyundu bu.. Sonra met, cinemetür(Ciritin başka bir versiyonu). oynardık kıranda.. Bir yandan da sığır güderdik.. Çok güzel günlerdi.. Toprakla, doğayla başbaşa..

            Köyümüzün önünden akan derede yüzerdik.. Balık tutardık..

           Sığır güttüğümüz yerleri, her köye varışımda gezerim.. Orman olmuş meralar.. Ayak değmiyor..Sığır güdülmüyor.. Çünkü hayvancılık bitmiş.. Köyde de kimsecikler kalmamış..

          Akşamları Hüseyin filan bazen saklambaç oynardık. Ambar aralarına, girilmeyecek yerlere girerdik.. Nasıl hasta olmuyorduk, şaşıyorum.. Toz toprak, örümcek..Hepsi oralarda.. Bizim saklambaç alanımızda yani…

         İşte  hayatımızın en zevkli, çocukluk dönemlerini Hüseyin’in de bulunduğu bir grup arkadaşla geçirdik..

         Aradan yıllar su gibi aktı.. Kocaman adamlar olduk.. Hüseyin kamyonculuğun revaçta olduğu o dönemlerde kamyoncu oldu.. Arabasıyla yük taşımacılığını seçti.. Biz de okuduk öğretmen olduk.. 8 yıl öğretmenlikten sonra ayrıldık, Türkiye’nin ilk 50 Sürücü Kursundan birini, Karabük Sürücü Kursu’nu üç öğretmen arkadaş kurduk…(1988-1992) 

        Bu arada ben mahalli gazetelerde yazılar yazıyordum.. Hüseyin Korkut da Kamyoncular Kooperatifi yönetimine girmişti.. Dobra ve dürüst bir insan olduğundan Kasayı buna havale etmişlerdi.. Bu çok önemliydi.. Hüseyin Korkut, gecekonduda oturuyor ama insan özünü de titizlikle koruyordu.. Zannediyorum dört yıl kadar aynı görevde kaldı.. Bir tek şaibesi duyulmadı.. Paranın sıcaklığı O’nu bozamamıştı..

         İşte o zamanlar, benim günlük yazılarımı en iyi takip eden bir dost vardı.. Bizimle iftihar etmekten gocunmayan, mert yiğit bir dost.. Bu benim çocukluk arkadaşım Hüseyin Korku’tu..O’ndan hep manevi destek, yakınlık gördüm.. Seviyordum, takdir ediyordum kendisini.. Bu da bize yol, su elektrik (..) olarak dönüyordu.. Dünya hep böyle değil midir? 

         Yıllar yılları kovaladı, çocuklarımız büyüdü, İstanbul’dayız.. Hüseyin benim izimi sağolsun burada da buldu.. Blok yazılarımı dikkatle okuyan, yorumlar yazan  bir dost olarak.. Kamyonculuğa yine devam ediyor.. Ancak, O, sıradan bir kamyoncu değil.. Kamyoncuların duayeni olabilecek, gönül ve ruh zenginliğine sahip bir kıymet…

        Zaman zaman telefonlaşıyoruz.. O da İstanbul’da.. En kısa zamanda görüşmeyi ümit ediyorum…

         Hüseyin’in bir de ağabeyi vardır Kocamustafapaşa’da.. O da çocukluk arkadaşım. Hasan. O da iyi bir çocukluk arkadaşımdır.Lakin O’nun durduğu nokta ile Hüseyin’in durduğu nokta aynı yer değildir.. Bana ilk İstanbul’a geldiğimde, çok mağduriyetler çektiğimi bildiği için, “sen burada da hiç hiç bir ilerleme kaydedemezsin. Senden Bir .ok olmaz ” deyivermişti.. Çocukluk arkadaşıyız ya.. Bana çok güzel moral vermişti! :) ) Onun için diyorum, Hüseyin daha farklıdır. İleri görüşlüdür, çalışkandır, canayakındır, yardımseverdir, dürüsttür..

          Kıymetli çocukul arkadaşım, internette blok sayfalarını eminim hala takip ediyor..

         Dostluk parayla olmaz sadece, gerçek dostluk, karşılıksız, riyasız “seni takdir ediyorum, seviyor sayıyorum. Kutlarım.” diyebilmektir.. Tıpkı Hüseyin Korkut gibi..

         Hüseyin’e çoluk çocuğuyla, mutlu hayırlı sağlıklı bir hayat diliyorum…

         Gönül selamımla..Allah’a emanet olunuz… 17/05/2009