GARİPLİK VE YALNIZLIK ÜZERİNE…

Fotoğraf: GARİPLİK...YALNIZLIK ÜZERİNE...  “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge. Ne açar kimse kapım, bâd-ı sabadan gayrı.” Fuzuli   Anadolu ve İstanbul'a gelmeden Bağdat'ta yaşamış olan Fuzuli, Hz. Ali R.A.'ın türbedarıdır. Manevi alemlerde yaşar..... Aşk içre yaşar.. Onun için aşkın tadı," yakıcı kavurucu hasretliği"ndedir. ve O bundan çok memnundur.. Ayrılık ateşiyle, Rabbül-alemin'e olan kavuşma ateşiyl...e sürekli yanmak, kavrulmak ve bundan mutluluk duymak Fuzli'nin aşk felesefesidir.. Aşık Maşuk'a kavuşmayı istemez onun için.Tasavvuf aşkı da aynıdır.. Zaten O da tasavvufi düşünür...  Gariptir bağdat'ta Fuzuli... Belki küçücük kulübesinde yapayalnız.. yazar, tefekkür eder.. yapayalnız dedikse, aslında, Rabbiyledir her daim O.  "Rabbini kaybeden neyi bulmuştur? Rabbini müdrik yaşayıp O'nu bulan neyi kaybetmiştir?" Beşer mahluklardan ne geleni vardır ne gideni.. Belki, keşke biri gelse, sohbet etsek, hal hatır sorsak birbirimize diye hayıflandığı da olmuştur.. Ama heyhat.. Ne geleni verdır ne gideni garibim Fuzuli'nin.. Bir gün duyar ki o da ne? Kapı açılmıştır... Kulübenin dış bahçe kapısı açılmış ve sanki bir misafir, bir dost işte şimdi kapıdan geçiverecektir...? Şöyle bir doğrulur bakar dışarıya.. Gelen kim acaba? Ne var ki, yine ne gelen vardır ne giden.. Çünkü zengin, varlıklı, kelli felli, şöhretli, karizma olanlara gidilir gelinir.. Fuzuli'ye kim gelir... Kapıya bakar hüzünle.. Kapı hâlâ açılıp kapanmaktadır.. "gaarç gaarç" diye ses yapmaktadır.. Ama bunu beklenen bir misafir değil, sabah esen sertçe rüzgâr yaptırmaktadır... İşte bu yalnızlık ve içe bakış esnasında mırıldanır ve kayda geçer büyük şair Fuzuli bu beyti:  “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge. Ne açar kimse kapım, bâd-ı sabadan gayrı.”  Bana gönlümdeki ateşten başka hiç kimse yanmaz, Bahar rüzgârından başkai hiç kimse kapımı açmaz...  *** Toplumda Fuzuli gibi belki O'ndan beter yalnızlığı yaşayanlar vardır.. Ama Fuzuli gibi kaç tanesi bu yalnızlığı, tasavvufi bir derinliğe, Rabbiyle mülâkata, O'na c.c. taate hamledip, yalnızlığı rahmete, velayete çavirebilir.. veya çevirebilmiştir? Bunu düşünmek lazımdır.. Yaşadığı dönemde hiç kâle alınmadığı halde, yüzyıllar sonra ders kitaplarında okutulup, O'nun güzel ilham kaynağı şiirlerinin, okullarda yankılanması Fuzuli'nin kerameti değil de nedir?  Allah rahmetiyle muamele etsin sana koca şair...  El Fatiha mea'selâvat.  1 garip derviş 28.12.2012/11.45
 
 
GARİPLİK, YALNIZLIK, ÜZERİNE…

“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge.
Ne açar kimse kapım, bâd-ı sabadan gayrı.”
Fuzuli

Anadolu ve İstanbul’a gelmeden Bağdat’ta yaşamış olan Fuzuli, Hz. Ali R.A.’ın türbedarıdır. Manevi alemlerde yaşar…….. Aşk içre yaşar.. Onun için aşkın tadı,” yakıcı kavurucu hasretliği”ndedir. ve O bundan çok memnundur.. Ayrılık ateşiyle, Rabbül-alemin’e olan kavuşma ateşiyl…e sürekli yanmak, kavrulmak ve bundan mutluluk duymak Fuzli’nin aşk felesefesidir.. Aşık Maşuk’a kavuşmayı istemez onun için.Tasavvuf aşkı da aynıdır.. Zaten O da tasavvufi düşünür…
Gariptir bağdat’ta Fuzuli… Belki küçücük kulübesinde yapayalnız.. yazar, tefekkür eder.. yapayalnız dedikse, aslında, Rabbiyledir her daim O.
“Rabbini kaybeden neyi bulmuştur? Rabbini müdrik yaşayıp O’nu bulan neyi kaybetmiştir?”
Beşer mahluklardan ne geleni vardır ne gideni.. Belki, keşke biri gelse, sohbet etsek, hal hatır sorsak birbirimize diye hayıflandığı da olmuştur.. Ama heyhat.. Ne geleni verdır ne gideni garibim Fuzuli’nin..
Bir gün duyar ki o da ne? Kapı açılmıştır… Kulübenin dış bahçe kapısı açılmış ve sanki bir misafir, bir dost işte şimdi kapıdan geçiverecektir…?
Şöyle bir doğrulur bakar dışarıya.. Gelen kim acaba?
Ne var ki, yine ne gelen vardır ne giden.. Çünkü zengin, varlıklı, kelli felli, şöhretli, karizma olanlara gidilir gelinir.. Fuzuli’ye kim gelir… Kapıya bakar hüzünle.. Kapı hâlâ açılıp kapanmaktadır.. “gaarç gaarç” diye ses yapmaktadır.. Ama bunu beklenen bir misafir değil, sabah esen sertçe rüzgâr yaptırmaktadır…
İşte bu yalnızlık ve içe bakış esnasında mırıldanır ve kayda geçer büyük şair Fuzuli bu beyti:

“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge.
Ne açar kimse kapım, bâd-ı sabadan gayrı.”

Bana gönlümdeki ateşten başka hiç kimse yanmaz,
Bahar rüzgârından başkai hiç kimse kapımı açmaz…

***
Toplumda Fuzuli gibi belki O’ndan beter yalnızlığı yaşayanlar vardır.. Ama Fuzuli gibi kaç tanesi bu yalnızlığı, tasavvufi bir derinliğe, Rabbiyle mülâkata, O’na c.c. taate hamledip, yalnızlığı rahmete, velayete çavirebilir.. veya çevirebilmiştir? Bunu düşünmek lazımdır.. Yaşadığı dönemde hiç kâle alınmadığı halde, yüzyıllar sonra ders kitaplarında okutulup, O’nun güzel ilham kaynağı şiirlerinin, okullarda yankılanması Fuzuli’nin kerameti değil de nedir?
Allah rahmetiyle muamele etsin sana koca şair…
El Fatiha mea’selâvat.

1 garip derviş
28.12.2012/11.45

Comments are closed.